KÖYDE
Bir kere daha anladım ki tatillerde evde olmak beni daha çok dinlendiriyor. Aileden uzakta olunca pek de mümkün olmayan bir istek benimkisi çünkü özlem yakasını bırakmayınca insanın yollar bizim tabii. Bu sene işler daha da değişti. Babamın hastalığı,oğlanın düğün hazırlıkları üs
tüne bir de köyden haber alma sorumluluğu derken Ünye'nin yolunu bulamadım henüz. Bunlar şikayet değil elbette. Rabbim sağlık ve huzur versin hepsi olur.
Eh, köydeysek eğer dağ tepe gözümüze şenlik olur.

Biraz da eve barka bakmalı,Nohut oda bakla sofa evceğizim kendince süslenip püslenmeli.Anne kilimi birbirine eklenip,altı da kaymasın diye astarlanmalı,ortaya atılıvermeli.Oh ,rahatlık varmış ;yıka yıka kullan. Halı da neymiş. Kaldır ortadan rahatına bak.
Hele de köy yerinde anne kilimi gibisi var mı? Gerçi parça halinde şehirde de çok severek kullanıldı o da ayrı.
Mutfak şimdilik idare etse de iyi bir düzene kavuşmayı hak ediyor tabii. Ama sırasını beklemek zorunda. İlk iş olarak şu tezgahın altına bir örtü dikmeli ya, o da sırasını bekliyor galiba. Şöyle bahar bahar açmalı. Çoktan dikilirdi ya öyle biçimsiz ki çivi ya da korniş tutturacak bir yeri yok. Ortadaki tek duvar da yeterli gelmiyor. Sizlerin dolaplar yapılana kadar idare edecek. bir fikri olabilir mi?
Mutfak deyince bu yediğimiz mısır olduğuna göre İstanbul'da bize mısır diye yedirilen şekerli yiyecek ne ola ki. Neredeyse mısırdan nefret edecektim. Neyse ki aslını bulunca dilimiz damağımız ve dahi midemiz bayram etti. Yalnız kimyamızla oynuyor bu gıda sektörü. Hadi biz neyse de yeni büyüyenler ne olacak?
İncir dalda mı ,tabakta mı yoksa damakta mı güzel siz karar verin.( Penceremizin hemen dibinde bu ağaç.)
Gezinmeye devam. Fındık toplanıp patoza verildiyse eğer yoldaki kalıntılarının temizlenmesi gerekir. İnsana saygı önemli.
Yemyeşil tabiatın ortasında gönlümü titreten bir görüntü
" Şehadet parmağıdır göğe doğru minare/Her nakışta o mana:Öleceğiz ne çare."
İşte gözlerimi yaşartan,gönül telimi bir kez daha titreten bir manzara daha: Yurdumun bir köyünün ücra bir köşesindeki evin çatısında dalgalanan al bayrak. Şairin sözü tam da yerini bulmadı mı şimdi? "Dalgalandığın yerde ne korku ne keder /Gölgende bana da bana da yer ver."
Gökyüzü bulutlandıysa fındıkçılar telaşa düşmüş demektir. Fındık henüz daldan inmemiştir. Üstüne artık çürüklük ayı gelmiştir. Fındığın kuruması da zor olabilir.
Ama çuvala girdiyse fındık şöyle bir "oh!"çekip şükretmenin zamanıdır.
Ve işte size neredeyse yirmi yıldır ilaç ve suni gübre görmemiş yüzde beş yüz organik fındık. O kadar iddialıyım yani. Menşeinden emin olduğum için olabilir mi? Bu sene fındık rekoltesi çok çok düşük. Bizim gibi oğlan evlendirecek olanlar bir ferahlık bekliyordu ama nasipten ötesi yenmez. Çerezlik ve yol parası çıktı şükür. Eşimin ellerine sağlık.
Bugün nasibimize dağ tepe düştü. Yarın"Mevlâ görelim neyler/Neylerse güzel eyler." Güzelliklerde buluşmak dileğiyle hoşça kalın.
NOT: Bir önceki yayınımda(GELDİM, BURADAYIM) görünmeyen bir resmi yeniden yüklemek için güncellemek istediğimde nasıl bir hata yaptıysam sayfa tamamen yok oldu. Geri getirmenin imkânı var mı acaba? Yorumlarınıza geri dönemediğim için üzgünüm. Ayrıca yüklediğim resimler daha sonra niçin görünmüyor? Yardımcı olursanız sevinirim.