27 Aralık 2018 Perşembe

ÇOK ÇALIŞTIM




İnanın ki çok çalıştım. Bunda bir şeyler üretme isteğinin yanı sıra renklerle oynamanın günümüz insanının yalnızlığına iyi gelmesinin büyük payı var. Benim gibi boş duramayanlar için de bu tür çalışmalar değişik bir seçim olabilir.




   Bunlara "bohem" tablo diyorlar ama ben "yeni nesil tablo" demeyi tercih ettim.











         Tombakları çalışmayı da karşısına geçip seyretmeyi de  çok sevdim. 
        Bende işler bitmez. Aklım içerde beni bekleyenlerde. Yeni yılda yeni işlerle buluşmak dileğiyle. Gelecek günlerin hepimiz için sağlıklı ve hayırlı olmasını günlerle geceleri yaratandan diliyorum. Hoşça kalın.




15 Aralık 2018 Cumartesi

HASRET



          Köyler de değişti artık,köylerde yaşayanlar da. Büyük şehirlerden vazgeçtim küçük yerler bile değişimin bilinçsiz yüzünden nasibini aldı. Çocukluğumuzun toprağa ekip bereketini gören,ineğini sağıp yoğurdunu,çökeleğini eksik etmeyen teyzeleri,amcaları kalmadı; çocuklar folluklardan ya da fındık ocağı diplerinden yumurta toplamanın hazzını yaşamıyor. Sahte ışıklarla renklendirilmiş kupkuru bir dünyaya kaldık. Elini hiçbir zorluğa değmeden rahat yaşama isteği felaketimiz oldu aslında. Çok kazanılan paralar, hiç bitmeyen ödemeler,alışveriş merkezlerinin karanlık ve havasız en dip katlarında topraksız ve ağaçsız korkunç gürültüler arasında sahte bir mutluluğu yakalamaya çalışan çocuklar...
      
        İstanbul'a son gidişimde Elif Hande'm oyun parkına gitmek istedi. Onu büyük bir alışveriş merkezinin oyun yerine götürdük. Manzara şuydu:
        

   Emin olun çocuk da fazla kalamadı bu ortamda; bunaldı ve çıkmak istedi. Benim hayalimde İstanbul'un göbeğinde Arnavut amcanın papatya serilmiş bahçesinde koşturup yuvarlanmalarımız;bugünkü Üsküdar Devlet Hatanesi'nin bulunduğu tepedeki kara dut ağaçlarının tepesindeki dut yeme sefalarımız... Yazık çocuklarımıza,yazık insanımıza.
Böyle zamanlarda Kızılderili şefinin sözleri düşer aklıma:
      
    Beyaz adam, Annesi toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar.
Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir.
Beyaz adamın kurduğu kentlerde huzur ve barış yoktur.
Bu kentlerde bir çiçeğin taç yapraklarını açarken çıkardığı tatlı sesler ve bir kelebeğin kanat çırpınışları duyulamaz.
Beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu, son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde anlayacak... 
Kızılderili Şef Seattle - 1853

  
    Son ırmak kurumadan,son ağaç yok olmadan,son balık ölmeden beyaz adamın acınacak halini görüp kendine gelmesi dileğiyle...

6 Aralık 2018 Perşembe

MISIRI KURUTTUN MU



Mis gibi mısır ekmeğimiz vardır bizim. Kara lahana çorbasının yanında ne güzel gider. Yoğurdun içine ufalanıp bir güzel kaşıklanması da efsanedir hani. Fasulye turşusuyla arkadaşlığını da unutmak olmaz. 
Öyle zamanlara geldik ki  rüyada görsek inanmayacağımız şeyler oldu. Yediğimiz her şeyden şüphe eder olduk.Ne yazık ki mısırımız da nasibini aldı bu furyadan.Çarşı pazarda,alışveriş merkezlerinde bardak bardak  tadı tadımıza benzemez şekerli mısırları yer oldu çocuklarımız. Bizim diyarda hâlâ 
geleneksel yöntemlerle dededen kalma tohumlarını yetiştirip mısır üretenlerin olması teselli. 
İşte o mısırların çok küçücük bir miktarının un olma yolculuğuna şahit olmuş oldum bu gidişimde.
 Bunca yaş aldıktan sonra ancak fırın nasıl konulur  bu defa görmüş oldum. Anacığım tar-
lasından hasatını yaptığı mısırla "fırın koydu"-aynen bu tabiri kullanıyor-ben de sözüm ona yardımcı oldum.


    Dede evimiz.  Fırın dede evimizin kapısında.
                                      
  Çocukluğumuzda köyümüze gelince bu kapıda koşuşturup dururduk kuzenlerimizle.
     
        Dede yadigarı fırın. Eskiden hayat meşakkatli olsa da herkes elleriyle ne yaptığını bilerek yiyormuş her şeyi. Şimdiyse toplum olarak güvensizlik yaşamıyor muyuz?

        Fırın önce bir yük odun yakılarak iyice kızgın hale geldi. Sonra içinden közler çıkarıldı. Bu arada taze mısırlar közlenip afiyetle yenildi. Otlardan yapılmış özel bir süpürgeyle fırın iyice süpürüldü ve içinde köz kalmaması sağlandı. Fırınlanacak olan mısır tavı gelmiş olan fırına konulup fırının ağzı sıkıca kapandı. Zamanı gelince mısırlar alınıp bir çuvala konuldu ve sıcağı geçmeden çuvalın içinde iyice dövülüp tanelendi. Evde temiz örtülere yayılıp sıcağının geçmesi beklendi. Ah! Bütün evi saran o mis gibi kokuyu duyacaktınız. Emin olun  anlatılmaz yaşanır. 
       Böyle bir güzelliği zaman zaman da olsa hepimizin yaşaması dileğiyle hoşça kalın.
      YIN 
         




1 Kasım 2018 Perşembe

KÖYDE SONBAHAR

    "Sonbahar kocayemişleri, beyaz esmer bulutları yakmayan güneşi, durgun maviliği, bol yeşili ile kuşlarla beraber olunca insana sulh,şiir,şair,edebiyat, resim, musiki,mesut insanlarla dolu anlaşmış,sevişmiş,açsız,hırssız bir dünya düşündürüyor."
Ne güzel yazmış Sait Faik. Benim köyümde de tabiata sonbaharın şiirini yazdırmış  yerlwri gökleri yaratan Rabbim. Bizlere de seyri düşmüş. İşte köyümde sonbahar...

29 Ekim 2018 Pazartesi

RENKLER VE DESENLER


   
   Renkler hayatımızınvazgeçilmezleri. Bir de desenler eklenince renklere gözlere ve ruhlara şenlik. Allah'ındünyayı rengarenk yaratmasındaki hikmet boşa değil.
İnsan da ancak o yüce kudretin yarattıklarını  zerrenin zerresinin zerresi miktarınca belki taklit edebiliyor. 
Bu  beceriyi insana vermesi de şükür sebebi.
Ben de taklitten alabildiğim nasip miktarınca bir şeylerle uğraştım yine.











Renkli uğraşlarımızın hayatımıza renk katması dileğiyle hoşça kalın.


4 Ekim 2018 Perşembe

KANATLANDIN MI SERÇEM



            Uçuyorsun demek... Kanatların palazlandı. Yuvan artık sana dar. Nasıl da heyecanlısın. Daha  gitmene neredeyse bir ay varken  valizin yatağının ayak ucunda aldı yerini. Seçtiğin kıyafetler koltuğunun köşesinde beklerken defalarca elden geçti.
            Kuşlar gibi...Bu gidiş  kopuşun da başlangıcı aslında, biliyorum ki artık dönüşü yok. Bu vakte kadar hayatın bize bağlıydı, bundan sonra kendine kuracağın hayatın ilk adımlarını atacaksın  hatta attın bile. Üniversitene kaydın yaptırdın. Kalacağın yurda da. On dokuz yılın son beş yılında koşa koşa, heveslerle, telaşlarla, kah umutlu kah bezgin vardığımız nokta işte bu. Sevinçli,heyecanlı, telaşlı ve meraklı... Bizden yana hüzünlü...
      Sen tanımadığın ama heyecanla beklediğin yeni hayatının kapılarını açarken biz odanın kapattığın  kapısını hasretini dindirmek,kokunu duymak,nefesini aramak için açacağız.
      Üniversite hayatının yuvadan ayrılışın başlangıcı olduğunu annen baban
   iki kuşunu yuvadan uçuralı çoktan öğrendi. Sıra sende mi  serçem?





     Yeni hayatında hayırlı kapılar açsın Rabbim,iyilerle karşılaştırsın. Allah'a kul, insanlara faydalı olasın ve hayatta hangi mertebeye gelirsen gel önce "kul" olduğunu unutmayasın. Üç kardeşin en 
küçüğü,evimizin yakışığı yolun açık olsun.

19 Eylül 2018 Çarşamba

ÜNYE'DE AKŞAM




Ünye'de eylül, akşamlara yakışır...


     
          Size düşen dilinizde mısralarla günün batışını izlemek ve bu güzelliği görmeyi nasip edene şükretmektir.

Akşam, yine akşam, yine akşam
                                           Bir sırma kemerdir suya baksam; 
                                           Üstümde sema kavs-i mutalsam! 
                                           Akşam, yine akşam, yine akşam
                                           Göllerde bu dem bir kamış olsam!
      ( Üstümde sema kavs-i mutalsam!: “Üzerimde tılsımlı yay gibi bir gökyüzü var.”)




                         



 Hazan ayı olsa da eylül, bahara giden yolun kıyıcığında durur. Eylüllerde yeniden buluşmak dileğiyle hoşça kalın.