4 Mart 2017 Cumartesi




     
          NİMETTENSİN... NİMETTENSİN...
     
       "Karadeniz deyince aklınıza ne gelir?" diye sorsam muhtemelen "yeşil ve mavi" diyeceksiniz. Bense bugün bir başka Karadeniz yeşilinden,  fasulye turşusundan söz etmek istiyorum sizlere. Tabii dilimin döndüğünce. Bu arada yaz sonu görümcemin hazırlayıp gönderdiği turşu da arz ı endam etsin

         Karadenizlinin milli yiyeceğidir  hamsi,kara lahana,fasulye turşusu ve mısır ekmeği. Bugün öncelik turşuda. Turşu aşkı öyle bir şey ki buralarda sabah sabah okulda çay saatinde fasulye turşusu bayramı vardı. ben sonuna yetiştiğimden tencerenin dibini ancak fotoğraflayabildim.

         Bizde turşu yemeğin kendisi olarak tüketilir. Çiğ turşu yemez Karadenizli.Bol soğanla kavurur ,  yanına da bir mısır ekmeği çeviriverince sofrada baş köşeye kurulur. Kavurma turşunun aslı fasulyedir ya ; yeşil domates , kelem(beyaz lahana ve karışık olanlar da soğanla kavrulup pişirilir. emin olun  çok da lezzetli olur.  Bir de çay oldu mu daha ne olsun?..
                                                                                                                                                               
         Ancak fasulye turşusuna haksızlık etmemek gerek. Ondan en az üç çeşit yemek daha yapılır ki bu diyarda çay saatlerinin lezzetlerindendir onlar da. Tariflerini internet ortamında rahatça bulacağınız için ben sadece isimlerini vereyim de haddim olmayan işlere kalkışmayayım. Belki sizler de denemek istersiniz. Özellikle mayhoş ve ekşili tatları sevenler denemekle bir şey kaybetmezler.

        Önceliği dibleye verelim. Fasulye diblesinin aslı taze fasulyeden yapılır ama turşusundan da yapılınca daha değişik ve hoş bir tat ortaya çıkar.



Nasıl da nefis görünüyor...
        Bilgisayarı elime geçirebildiğim şu saatte kapanışı "kaygana" ile yaparken turşu kavurması ve kayganayı hazırlayıp bize ikram eden hizmetlilerimize teşekkür ediyorum. Diblenin resimleri ise internetten.
        Kaygana denilen yemek yapılırken turşu yıkanıp suyu süzdürülür. Mısır ununa bulanır.Hafif  yağlanan kızartma tavasına hamsi gibi dizilir ve kızartılır.
Afiyetle yedik. Hizmetlilerimizin ellerine sağlık.
Uzun zamandır bilgisayar yokluğundan paylaşım yapamadım. 
lütfen ilgisiz  olduğumu düşünmeyin. Evde bir tane bilgisayar olunca böyle oluyor. Ama telefondan sizleri takip ediyorum. Güzel günlerde buluşmak dileğiyle hoşça kalın.

30 Ocak 2017 Pazartesi




TEFEKKÜR ZAMANI
Gün karardı, örtüsünü  yeryüzünün üstüne yayan gece tefekküre davet ediyor insanı.
 Gökyüzünde gecelerimizi ışıtan ay nasıl düşmüyor yeryüzüne? 

Newton'a kütle çekim yasasını öğreten irade, karlar yeryüzüne düşerken birbirine çarpmasını nasıl engelliyor?

video
 
   Kainatın her zerresindeki mükemmellik,işleyişindeki düzen hayran olunmayacak gibi mi?
   Hançerelerden çıkan nağmeleri kar tanelerine karıştırıp yüreğime savuran,gönül telimi hüzün hüzün titreten duyguyu yaratanın,insana zalim olabilmeyi de layık görmesindeki hikmet ne?
   Ya insan..."Düşünmez misiniz,akletmez misiniz?.."uyarısına defalarca muhatap olup da yaratılışındaki hikmeti hiçe sayan insan...
    Sorular çetin,insan fırtınalı bir deniz. Limana ulaşabilene ne mutlu...

29 Ocak 2017 Pazar



     

         TATİL
         Tatilin ilk haftası geçti bile. İstanbul'dayım. Anne, baba, kardeşler ziyaret edildi.  Torunumu,çocuklarımı gördüm,hasret giderdim şükür. Küçük kızım ve eşim Ünye'de olunca özledim mi ne?
         Özlediysem oğlumun gezi blogundan hasret giderebilirim. Siz de Ünye'de gezilecek yerleri ve daha fazlasını görmek isterseniz tık tık
         Ben Ünye'yi geziyorum. Güzelliklerde buluşmak üzere hoşçakalın.

7 Ocak 2017 Cumartesi



       
        GÜNEŞLİ BİR KIŞ GÜNÜ
        Kar,kış,kıyamet İstanbul'u esir almış. Bizse özledik kışı. Hele çocuklar...Hasretle bekliyorlar ama nafile. Bugün de pırıl pırıl bir sabaha uyandık.

İkinci parçasını tamamlamaya uğraştığım
İşlememle  merhaba diyeyim bu sabah size. Bu resmi kış gelmeden çekmiştim. Nerdeyse aynen duruyor hala.Bitse de bir görsem bari. Gözler iyice yoruldu artık. İşlere ara verince de iyi olmuyor. Hele de böyle sabır ve göz gerektiriyorsa.
Bu ilk parçası örtümün. Sehpa için işlemiştim.
Bu da son hali. Eh"Yazı vaaar ,kışı var; evecek ne işi var."derdi anneannem. Acele edecek ne işi var(!) biter inşallah.
Bazen bunaltsa da hayatımızı renklendiriyor bu uğraşlar. Tıpkı çiçekler gibi.
Aldığım son begonvilim beni sevindirdi. Daha yeni döktü çiçeklerini. En son çektiğim resimleriyle hoşça kalın diyelim sizlere.
                    


28 Aralık 2016 Çarşamba

             
     PEMBE,GÖNLÜM SENDE
 "Şımarık"diye sevdiğim çiçeğimin en çoşmuş haliyle merhaba diyeyim . Tabii bu resim sonbaharda çekildi.

    Bugün içimiz açılsın niyetiyle yazdan kalan bir çalışmamı paylaşmak istiyorum sizinle . Ne zamandır niyetliydim de her şey her zaman istediğimiz gibi olamıyor işte.
    Klasik pamuklu pikeyi astarlayarak kullanmayı seviyorum ben.


    Pikemiz ve astar kumaşı öncelikle yıkanıp ütülendi böylece çekme riski ortadan kalkmış oldu. Sonra da astarlandı. Temizlik yaparken çok büyük diye hayıflanılan evin geniş salonu çok işe yaradı. 


   
    Ütüsüz çalışılmaz...

      Astarımız pembe olmazsa olmazdı ne de olsa "Pembe, gönlüm sende."


                                     
    Süslemek için ince pamuklu dantel geçirildi. Yastık kılıfları da dikildi. Hatta misafirlerimiz kullandılar bile.

Bu yayın pembeyle başlayıp devam etti. Pembeyle de bitsin. Pembe tadında günlerde buluşmak dileğiyle hoşça kalın.(Oğlumun objektifinden kış gününde sardunyam.Ne mütevazi çiçeksin sen sardunyam.)

25 Aralık 2016 Pazar



   

       
          İNSAN  OLMAK

        "İnsan var, öfkesiyle hıncından ölür,
       İnsan var, yılların basıncından ölür,
       Bir gün bakamaz kızarmadan çevresine,
       
      Ey gökyüzü, insan var utancından ölür…" (Arif Nihat ASYA)  

         Milletçe acılı günler yaşamak kolumuzu kanadımızı kırıyor. Bir parça inancı, vicdanı ve sağduyusu olan  hangi kör kuyulara çekilmek istendiğimizi derin derin düşünüyordur mutlaka. Bunca olumsuzluğun ve acının içinde insanımızın, birliğe ihtiyacımız olduğunu, başka vatanımız olmadığını ve topyekün bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuzu anlaması umut veriyor.
      Çevremizde anlık teselliler yaşatanlar da var şükür. Bulutları dağıtan,güneşin ve aydınlığın ışıltısını yüreğimize değdiren teselliler... İşte bunlardan biri...

      
  video

Bu güzelim topraklarda bilmem hangi siyasetin,             bilmem hangi çıkarın ve bilmem hangi sapık zihniyetin yemi olmadan "yaratılmışı sevmek yaratandan ötürü" diyen Yunus'un felsefesiyle yaşamayı hangimiz dilemiyoruz ki?..

1 Aralık 2016 Perşembe




video

   BİLECİK  HATIRASI
       İnsan doğduğu yere benzer, demiş ya şair,ben de insan yaşadığı yerleri sever diyorum.
 işte, Anadolu'nun bağrında bir kartal yuvası: Bilecik.Çocukluk ve gençlik hayallerimin altına atılan imza. İlk göz ağrım.
 Baksan küçücük ,taşlık tepelik bir yer.
 Bir de bana sor. En genç çağımda havasını soluduğum, "Saf çocuğu masum Anadolu'nun." Evet, masum Anadolu'nun kendi halinde yaşantısını tanıdığım, çocukların isminin "masumcuk";ev geçindirme becerisinin adının ise "kadın eli" olduğunu  öğrendiğim durak...Şeyh Edebalı'nın maneviyatıyla bereketlenmiş  vatan toprağı ...
  Otuz yıl öncesine uzanan bir dostluğun kilometre taşlarından birine daha dahil olmak,sevdiklerimizin mutluluğunu paylaşmak,  Bilecik havası solumak için yollardaydım iki hafta önce. Kızımız gelin oldu. Ben de mutluluklarına dahil oldum.  Ne yazık ki hatıraları arayacak vakit yoktu, hemen döndüm.  Değişen çok şey var tabii ama  Bilecik yerli yerinde ve anılarımı saklıyor. Daha ne olsun?..

video