16 Haziran 2017 Cuma


   RAMAZAN BEREKETİ
    Hediyeleşmek sünnet. Sevdiklerimizin gönlünü ufacık hediyelerle almak da sünnete riayet. Öyleyse sevgili bir dosta işlediğim bu hediye de ramazan bereketinden sayılır mı acep ,ne dersiniz?
  İşlerken ben mutlu oldum,arkadaşım da sevinir inşallah.

 Bir an önce bitirip masasında görmek dileğiyle  hepimizin bereketli ramazanlarımız olsun.

11 Haziran 2017 Pazar




     

         KALPTEN KALBE YOL GİDER

  Geç kalmış bir teşekkürdü. Daha da geç olmadan  Blogunu kapatmış olsa da sevgili "değmesinyağlıboya" ya teşekkür ediyorum.Onu "gözlerinden öper.blogspot.com"dan takip edebilmekse yüreklerimize su serpti değil mi?
         
Sevgili dost; bir dost meclisinde başımdaki örtüde, fırından çıkardığım kek tepsisini kavrayan eldiven ve tutacağı her kullanışımda  hep sizi hatırlayacağım.              

  İçimi sevinçle dolduran tablo ise kalpten kalbe giden görünmez bir yol olduğunu gözlerimin her değişinde bir kere daha söyleyecek bana. Teşekkürler sevgili Sevgi.

         
     

8 Haziran 2017 Perşembe





BEKLER ...
video
 
   Vatanın her karışında
   Ne güzellikler var.
   Alaçatı, Çeşme, Adalar
   Huzuru tesbih gibi sıralar.
   Karadeniz sırada bekler,
   Bir gel hele ,boşa gitmez emekler.
   Yeşille mavi burada kardeş;
   Karadeniz, gönüllere eş.
   Yaylalar,şelaleler,
   Gülümseyerek sizi bekler.
    Hasretle yollarınızı gözler.
 
    Tam zamanı dostlar, gelin Karadeniz'e.  Tatilinizin birkaç gününü yeşille, maviyle kucak kucağa geçirin. Benden söylemesi.

 NOT:Videoda kullanılan resimler internetten alınmıştır.

12 Mayıs 2017 Cuma


     
           YEŞİL DENİZİNDE HUZUR
 
    Yeşil denizine daldım bugün. Yol boyunca yeşilin göğsüne yasladım yüreğimi.


video
video
         Toprak cömertçe sunmuş, ağaçlarsa sevinçle  kuşanmış cennet rengini. Evler yeşilin bağrında huzurlu,yollar onun koynunda sakin. Hele derecikler, munis şırıltılarla sokuluyor anne toprağın yeşil kucağına.
       Şehirlerimizde betonun gri soğuğunu yeşilin bin bir tonuyla ısıtma bilincini edindiğimiz günler yakın olsun dileklerimle hoşça kalın.
         
       
     

22 Nisan 2017 Cumartesi

   

       SEMPATİ,SEMPATİK Mİ?
           
       Nerden aklıma geldiyse ilk çamaşır makinesi maceramız gülüşmeler eşliğinde sohbet konumuzdu bugün.
      Zor şartlarda evlendik biz. 1982 yılı. Elimiz ekmek tutalı ancak  birkaç ay olmuş.  Anne babalarımızdan yardım alamıyoruz. Üstelik eşim de eş durumundan Bilecik'e gelmiş. nikahlı olmamıza rağmen düğünümüz yapılmadığı için insanların lafından sözünden çekiniyor tabii büyükler. Hasılı kelam apar topar düğünümüzü yapıp gönderdiler  bizi. 
     O zamanlar işler şimdiki gibi değil. Evler tam tekmil kurulup da eline verilmiyor. Evimizde hiçbir makine yok. Çamaşır desen beni epeyce hırpalıyor. Merdaneli almayı ben istemiyorum çünkü otomatikler yeni çıkmış,merdaneliyi alırsam bir daha değiştiremem korkusu var. 

     
     Nihayetinde bacım,şu gördüğünüz reklama uyup bir SEMPATİ çamaşır makinesi almaya karar veriyoruz. Elimizdeki son çeyrek altını bozdurup alıveriyoruz o sevimli turuncuyu.
     
    Bende bir sevinç, bir heyecan ...Küçücük müçücük ama nihayetinde makine değil mi bu? Nasılsa yükümün çoğunu alır.

  Bırak yükümü almayı iki havluyu bile döndüremedi benim sempatik sempatim.. Her kullanmaya kalkışımızda yeni bir hüsran... 

      Sonrasında ne mi oldu? Ellerimin en iyi çamaşır makinesi olduğuna karar verdirdi bana.Yıkanacakları yıkayamadı ama temiz çamaşırların yükünü epey zaman taşıdı. Bizimle birlikte pek çok ev değiştirdi. Nihayetinde  hatırasını bırakıp hayatımızdan çıkıp gitti. Benim bir daha değiştiremeyeceğimi sanıp yıllarca almadığım merdaneli eve giremedi ama otomatik iki kere değişti,  belki üçüncüsü yolda.
    Kıssadan hisse: Hayat ellerimizden kayıp giderken ulaşamayacağımızı sandığımız pek çok şeye  sahip oluyoruz.  Bizim çamaşırlara direnen sadece sempati oldu kendi gitti, hatırası kaldı. 
     Geçmiş zaman olur ki... Sempatiler gider hatırası kalır...

     (Resimler internetten alınmadır.)

14 Nisan 2017 Cuma

Bahar ve begonviller


 
      BEGONVİLLER ARASINDA
      
     Begonvil bayramım var dostlar!
    Kuruyor mu diye endişelenirken birdenbire  balkonumu şenlendirip beni sevindiren begonvillerimle geldim bu sefer.
 Ve her canlının sevgiyle var olduğunu bir kez daha gördüm.Çünkü onları çok sevdim.
Begonvilimi üç yıl kadar önce çiçeklenmiş bir begonvilden aldığım daldan büyütmüştüm. Çiçekliyken alma,tutmaz, dediler ama öyle sevdim ki tuttu. Bir kez çiçek verdi. Sonra neye küstü bilemedim ,çiçek vermez oldu. Kurudu diyebilirim. Ama vazgeçmedim ondan. O da benden vazgeçmemiş demek ki...Bana bu güzelliği yaşatan Rabbime şükürler olsun.










Gönlümü sevince boğan başka cinsleri de var balkonumda.Kış sonundan beri yüreğimi pembeleyen güzelim işte burda. Kardeşine sarılmış büyüyor. Ama artık yapraklarını da çiçeklerini de döktü. Sanırım dinlenecek biraz. O yeniden coşana kadar diğeri pembeliyor gözümü gönlümü.






Bakın bu güzellik de pembeler içinde yerini almaya çabalıyor. 

Bu güzelliklere yeni bir balkon düzeni lazım galiba. En kısa zamanda hal yoluna girmesine niyet edelim o zaman. 
Değerli dostlar, bu yayını telefonla hazırlamaya çalıştım ancak bir hayli sıkıntılı. Nihayet bilgisayarı elime geçirebildim de tamamlayabildim. En kısa zamanda tekrar buluşabilmek dileğiyle hoşça kalın.

4 Mart 2017 Cumartesi




     
          NİMETTENSİN... NİMETTENSİN...
     
       "Karadeniz deyince aklınıza ne gelir?" diye sorsam muhtemelen "yeşil ve mavi" diyeceksiniz. Bense bugün bir başka Karadeniz yeşilinden,  fasulye turşusundan söz etmek istiyorum sizlere. Tabii dilimin döndüğünce. Bu arada yaz sonu görümcemin hazırlayıp gönderdiği turşu da arz ı endam etsin

         Karadenizlinin milli yiyeceğidir  hamsi,kara lahana,fasulye turşusu ve mısır ekmeği. Bugün öncelik turşuda. Turşu aşkı öyle bir şey ki buralarda sabah sabah okulda çay saatinde fasulye turşusu bayramı vardı. ben sonuna yetiştiğimden tencerenin dibini ancak fotoğraflayabildim.

         Bizde turşu yemeğin kendisi olarak tüketilir. Çiğ turşu yemez Karadenizli.Bol soğanla kavurur ,  yanına da bir mısır ekmeği çeviriverince sofrada baş köşeye kurulur. Kavurma turşunun aslı fasulyedir ya ; yeşil domates , kelem(beyaz lahana ve karışık olanlar da soğanla kavrulup pişirilir. emin olun  çok da lezzetli olur.  Bir de çay oldu mu daha ne olsun?..
                                                                                                                                                               
         Ancak fasulye turşusuna haksızlık etmemek gerek. Ondan en az üç çeşit yemek daha yapılır ki bu diyarda çay saatlerinin lezzetlerindendir onlar da. Tariflerini internet ortamında rahatça bulacağınız için ben sadece isimlerini vereyim de haddim olmayan işlere kalkışmayayım. Belki sizler de denemek istersiniz. Özellikle mayhoş ve ekşili tatları sevenler denemekle bir şey kaybetmezler.

        Önceliği dibleye verelim. Fasulye diblesinin aslı taze fasulyeden yapılır ama turşusundan da yapılınca daha değişik ve hoş bir tat ortaya çıkar.



Nasıl da nefis görünüyor...
        Bilgisayarı elime geçirebildiğim şu saatte kapanışı "kaygana" ile yaparken turşu kavurması ve kayganayı hazırlayıp bize ikram eden hizmetlilerimize teşekkür ediyorum. Diblenin resimleri ise internetten.
        Kaygana denilen yemek yapılırken turşu yıkanıp suyu süzdürülür. Mısır ununa bulanır.Hafif  yağlanan kızartma tavasına hamsi gibi dizilir ve kızartılır.
Afiyetle yedik. Hizmetlilerimizin ellerine sağlık.
Uzun zamandır bilgisayar yokluğundan paylaşım yapamadım. 
lütfen ilgisiz  olduğumu düşünmeyin. Evde bir tane bilgisayar olunca böyle oluyor. Ama telefondan sizleri takip ediyorum. Güzel günlerde buluşmak dileğiyle hoşça kalın.