12 Ağustos 2017 Cumartesi

 


                           OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR  NEFES SIHHAT GİBİ...
            Sağlık her şeyin başı gerçekten de.Vücut bir yerini beğenmeyince başlıyor feryat etmeye.                Uzun zamandır sarmaş dolaş olduğumuz garip bir kol ağrısıyla  boğuşmaktan şuraya iki satır              karalayamadım.
            Benim ağrım yatmayı çok seviyor. Şöyle omuzumu ve kolumu  beğendiği yere yerleştirip                 bir müddet uzanınca hiçbir şey yok. O sol kürek kemiğimin altından yol bulup koluma saldıran           rahatına  düşkün ağrım da sanki dinlenmeye geçiyor. Bir de ayağa kalkmayagöreyim bir taciz,bir         saldırı...  AmanAllah'ım...Hasılı kelam şu sıcaklarda yatağa yapıştırdı beni.
              Dokuz tane iğne,epeyce ilaç karşı saldırıya geçse de nakavt olmaktan kurtulamadılar ama                yine de düşmanı biraz hırpalamışlar ki dün bayağı rahattım. Hatta"Oh çok şükür." dedim. Erken          sevinmişim. Bugün yine ziyaretime geldi. Yine de öncekine göre çok iyiyim. Hiç değilse nefes            alacak zamanlar bırakıyor bana.
              Çiçeklerimle yarenlik edebildim uzun zaman sonra. Beyaz begonvilim gülerek karşıladı                  beni. Çiçeklerini cömertçe vermiş, gözümü gönlümü doyurdu.
                              
       
                     Çınarım da ağaç olacak neredeyse.    
                               
                                
           Yanlışlıkla dalını kestiğim mor salkımım bana küsmemiş. Sevineyim diye nasıl da coşmuş.
                                 
           
                                 
                                     

                               

       
         Bu yazımda sizinle biraz da arkadaşlık üzerine yarenlik edeyim diyordum ama bu ağrı derin düşünecek zaman tanımıyor bana.İnşallah sonraki zamanlarda.
         Ne güzel söylemiş Kanuni "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi."
         Ağrısız sızısız günlerde buluşmak dileğiyle esen kalın.

26 Temmuz 2017 Çarşamba







BAHÇEME BUYURUN DOSTLAR
  Pek çoğumuz bir parça toprağa hasret. Köylerimiz var belki ama yanıbaşımızda değil. Apartman daireleri kaderimiz olmasın. Balkonlarımız, pencere önlerimiz bahçemiz olsun ne dersiniz?  Ben kendi çapımda bunu başarmaya çabalıyorum. Çiçek bahçesi benimki. Kim bilir ilerde sebze bahçesi de yaparım, neden olmasın ki?.. Buyurun birlikte gezelim olmaz mı?

                                          video
video
video
video
video
video
video
video
video
video

12 Temmuz 2017 Çarşamba



     TIRNAĞIN VARSA BAŞINI KAŞI!

      Bazen ne yapsan işin yolunda gitmiyor. Sevdiğim birkaç arkadaşıma  iğne oyası fular yaptırıp hediye etmek istedim ancak yapacak birini bir türlü bulamayınca iş başa düştü. Yıllardır elime iğne oyası almamıştım ama ataların dediği sıra gelmişti işte. Çok acemice olsa da ortaya bunlar çıktı. E, tırnağın varsa başını kaşıyabiliyorsun.


  İnşallah severek kullanırlar. İğne oyası çalışmalarımı biraz daha ilerletmek ümidiyle hoşça kalın.

3 Temmuz 2017 Pazartesi



                  CAMBAZ  BONCUK


      Yazlık sinemalar üzerine güzel bir  paylaşım yapmış sevgili Begonvil Sokağı.Yazısını okurken mahallemizdeki yazlık sinemayı hatırladım ve nedense ilgisiz gibi görünse de birden aklıma düştü çocukluğumun cambazhanesi ve Cambaz Boncuk.
Hani şair diyor ya,"Biz eskilerde ne güzel çocuklardık..."

     Koşuyolu'nda büyüdüm ben. Üsküdar sırtlarına yaslanmış küçük bir mahallenin kuş seslerine karışmış çocuk cıvıltılarıydık biz. Şimdiki Üsküdar Devlet Hastanesinin civarındaki çayırlıkta kara dut ağaçlarının tepesinde elbiselerimiz dut lekesiyle boyanırken  gözümüz aşağıdaki geniş çayırlıkta olurdu.  

     Validebağ Korusu'nun yanıbaşındaki bu alanda hummalı bir çalışma başlamıştır çünkü. Tahta tribünlerin kurulduğunu anlatan çekiç sesleri çok uzun sürmez. Alanın iki ucuna iki uzun direk dikilip ip de gerilince cambazhane kurulmuş olurdu.

     Bizim asıl beklediğimiz ise kulağımı-za çalınan o mekanik sesti. Ağaçlardan inilmiş,oyunlar bırakılmış, bir çocuk ordusu Koşuyolu sokaklarını iki sırık üzerinde dolaşarak elindeki megafonla duyuru yapan Boncuk'un peşine takılmıştır. Cücelerin yanında koca sesli bir dev...

     Akşam olup da gösteriler başlayınca diğer oyunların bir an önce bitmesini beklerdim. Çünkü  asıl gösterinin sahibi Boncuk'tur. İp üzerinde elinde denge sırığıyla yürüyen bir adam... Çocuk algısına sığmayan,ulaşılmaz bir şey... Bir de düşüyormuş gibi yapınca hiçbir zaman düşmediğini bildiğim halde yüreğim ağzıma gelirdi.

     Ve uzun yıllar ötesinden kulağımda bir şarkı: "Oy dingala dingala/Kömür de koydum mangala/Ayşe de Fatma dostum var/ Çalkala Boncuk çalkala."

     Cambazhane deyip geçmeyin. Sanatın halka dönük yüzünü ilk orada gördüm ben.  İsmail Dümbüllü'yü ilk ve son olarak orada izledim.

      Yıllar birikti,zamanlar geçti. Arada sırada eskilerden söz ederken kısacık hatırlansa da Cambaz Boncuk hatıralarımın arasında kaybolup gitti. Ta ki Begonvil Sokağı'nın yazısı yeniden çağrışım yapana kadar.

     Acaba izine rastlar mıyım, diye internette dolaştım biraz. Benimkilerle örtüşen pek çok hatırayla karşılaştım. Anadolu'yu dolaşan aynı Boncuk mudur bilemem ancak şarkısı bile aynı olunca bizim cambazımız olsun istedi yüreğim.

     Çocuklara bakıyorum şimdi. Her şey mekanik. Eğlenecekleri yerler bile alışveriş merkezlerinin bodrum katları. Her şeyleri varmış gibi görünse de ne kadar yoksullar.
Çocuklarımızın kendi yağmurlarında ıslanması dileğiyle...

Not:Resim internetten alınmadır.

16 Haziran 2017 Cuma


   RAMAZAN BEREKETİ
    Hediyeleşmek sünnet. Sevdiklerimizin gönlünü ufacık hediyelerle almak da sünnete riayet. Öyleyse sevgili bir dosta işlediğim bu hediye de ramazan bereketinden sayılır mı acep ,ne dersiniz?
  İşlerken ben mutlu oldum,arkadaşım da sevinir inşallah.

 Bir an önce bitirip masasında görmek dileğiyle  hepimizin bereketli ramazanlarımız olsun.

11 Haziran 2017 Pazar




     

         KALPTEN KALBE YOL GİDER

  Geç kalmış bir teşekkürdü. Daha da geç olmadan  Blogunu kapatmış olsa da sevgili "değmesinyağlıboya" ya teşekkür ediyorum.Onu "gözlerinden öper.blogspot.com"dan takip edebilmekse yüreklerimize su serpti değil mi?
         
Sevgili dost; bir dost meclisinde başımdaki örtüde, fırından çıkardığım kek tepsisini kavrayan eldiven ve tutacağı her kullanışımda  hep sizi hatırlayacağım.              

  İçimi sevinçle dolduran tablo ise kalpten kalbe giden görünmez bir yol olduğunu gözlerimin her değişinde bir kere daha söyleyecek bana. Teşekkürler sevgili Sevgi.

         
     

8 Haziran 2017 Perşembe





BEKLER ...
video
 
   Vatanın her karışında
   Ne güzellikler var.
   Alaçatı, Çeşme, Adalar
   Huzuru tesbih gibi sıralar.
   Karadeniz sırada bekler,
   Bir gel hele ,boşa gitmez emekler.
   Yeşille mavi burada kardeş;
   Karadeniz, gönüllere eş.
   Yaylalar,şelaleler,
   Gülümseyerek sizi bekler.
    Hasretle yollarınızı gözler.
 
    Tam zamanı dostlar, gelin Karadeniz'e.  Tatilinizin birkaç gününü yeşille, maviyle kucak kucağa geçirin. Benden söylemesi.

 NOT:Videoda kullanılan resimler internetten alınmıştır.