10 Haziran 2018 Pazar

ORDA BİR MAHALLE VAR



                                                  

       Bu seneyi İstanbul'da geçirdim desem yeri. Sık sık gelip dönmek zorunda kaldım ve doğrusu yoruldum. Yine buradayım. Kızım rahatsızlanınca acilen geldim. Şimdi çok şükür iyi.
      Dönmeden önce birkaç saatliğine anne-baba ve kardeş ziyareti için mahallemize uğradım. İstanbul'da mahalle kültürü olan yerler pek az artık. Benim mahallem bu kültürün hala yaşadığı nadir mekanlardan. Bu sefer çok kısacık da olsa bir dolanıp resimlerini çektim.

           
             




       Bu köşkün bahçesinde sebze yetiştirilirdi. Taze taze satın alırdık. İçindekilerle bir samimiyet yoktu.  Ne hayatlar yakıştırırdım şu duvarların arkasına...

     
 Zamanla  evlerin çoğunun çehreleri değişti o eski mütevaziliklerinden eser kalmasa da sokağımızın yeni rengi oldular.


Mahallemizin kıyısında da olsa apartmanlarımız  var artık ne yazık ki!


        Burası hayallerimin bahçesi. Kim bilir belki bir gün böyle bir bahçem de benim olur.




   



   







    Komşularımız onları meşhur etme sözüme karşılık fotoğraflarını çektirdiler.

 

       Ayaküstü sohbetin de tadına doyulmaz hani.
       Bu küçücük evde yaşardı Hatice teyzemiz. Vefat edince evi, boynu bükük kapısının çalınmasını bekliyor.



I

Her yer çirilçiçek..


        Güzel mahallem sakın apartmanlara, sitelere yenik düşme. Evlerinin ,bahçelerinin çehresi değişse de ruhunu hiç kaybetme.

NOT: Bu yazı 10 Haziran'dan beri yazılıyor. Öyle uzak kaldım ki buralardan.Şu anda Ünye'deyim. Bu araya bayram,ziyaretçiler, ziyaretler,Ramazandan önce başlamış olduğum İngilizce kursu,kızımın sınav stresi sığdı.Şimdi yeniden  dört günlük bir İzmir,Ayvalık peşine  İstanbul yolculuğumuz var. İnşallah yeniden buluşana kadar hoşça kalın.

28 Mayıs 2018 Pazartesi

RAMAZAN GELDİ HATIRALAR GETİRDİ.



     Geçip giden zamanla birlikte hayatımız da elimizden kayıp gittiği ve bir daha bulamayacağımız için mi geçmişe olan özlemimiz?..
      Çocukluk ve gençlik yıllarım İstanbul'da,Koşuyolu'nda geçti.  Küçücük bir mahallenin şen çocuklarıydık biz.
      Ramazan geldi mi mahallede başka türlü bir hareketlenme olur. Evler daha mübareğin ayak sesleri duyulurken pırıl pırıl edilmiş,iftariyelikler hazırlanmıştır. O güzel günler sevinçli bir telaşla ve hasretle beklenir. Hele ilk iftar bütün mahalle için ne kadar özeldir.
iftara yakın, yakın komşular birbirine ikramlarda  bulunur,balkonlara taşmış sofralardan yapılan komşu sohbetleri gönülleri şenlendirirdi.
Hele de sahurlar ne değişik bir şey gelirdi bana,iftardan daha büyük bir ziyafetti sanki uyku mahmurluğuyla zar zor boğazımdan geçen  o iki lokma. Biz çocuklar  sahura kaldırılmadıysak anne babamızdan çekinme belasına kendimiz kalkamazdık yataktan. Kim bilir bize mi kıyamazlardı yoksa ayak altında dolaşmamızı mı istemezlerdi.Ben o yorganın altında sofraya çağrılmayı bekleyerek  öfkeli ve meraklı ne sahurlar geçirdim. Kolay mı uykunun en tatlı yerinde ilginç bir davul sesi ve maniyle uyanmışım. Evdeki o biraz da telaşlı ruhaniyete katılmak hakkımdır elbette.
      Hemen evimizin alt yanındaki karşı komşumuzdu kuşbaz İsmail  amca. Evine bitişik yaptığı çıkmadaki oda onun kuş cenneti, bizimse ilgi odağımızdı.
       Ramazan davulcuları manileriyle bütün Koşuyolu sokaklarını dolaşırdı elbet ama bizim mahallemizin has davulcusu İsmail amcamızdı. Kuşlarla dolu odasının terasına çıkar, yıllar yılı hiçbir sahurda değişmeyen aynı maniyi söylerken tenekeden bozma davulunu çalmaya başlardı. Sesi bugün gibi kulaklarımda:
         "Yeni cami direk ister,
           Söylemeye yürek ister;
           Benim karnım toktur ama
           Arkadaşım börek ister."
         Şen davulcumuz bu manisiyle anacığımın elleriyle açtığı nefis su böreklerinden epeyce nasiplenmiştir. Helal-i hoş olsun.
        Yıllar boyu onun teneke davuluyla uyandık sahurlara. Tayinim çıktı,İstanbul'dan uzaklaştım. Ev bark,çoluk çocuk derken yılları,yolları ve şehirleri peşimizden sürükledik ama yıllarla beraber Kuşbaz amcamız ve davulu ramazanlarda mahallemizdeysek eğer bizi karşıladı. Ta ki bitişiğindeki komşunun bir torunu olup da davul sesinden korkana kadar.
      Kuşbaz amcamız rahmetli olalı oluyor bir hayli. Çocukluğumuza kattığı renk hayatımıza dokunan bir anı şimdi. Rabbim rahmetiyle muamele eylesin,yaptığı amme hizmeti sadece benim değil,onu tanıyan mahallelimizin de yüreğinde bir hoş seda...

   
       
     
       

21 Mayıs 2018 Pazartesi

OYALAMA,BOYALAMA-2


İşte boş işlerle uğraşıp durduklarım...
Teselli ise. "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için ;yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış. " hadis-i şerifleri. 
Ramazan ayının maneviyatından olsa gerek yapıp ettiğim işlere bir de gönül gözüyle bakıp dururum. Nefes bitene kadar dünya işleri bitmeyecek bilirim. Bir de yapıp işlediklerimiz helal dairesinde ruha iyi geliyorsa...






Tepsilerim ve en son resimdeki peçetelikler. Bu peçetelikleri çok kullanışlı buldum ben. Hem kapalı hem konulup alınması kolay. Nasipse bir tane de kendim için boyayacağım. Kendime boyadığımı da elimde tutamadım çünkü.




Çerçevelerim. 

Bu sayfayı da arkadaşıma boyadığım sehpalarla kapatalım. Devamı daha sonraya olsun. Telden yayın sahiden sıkıntılı. Bereketli günleriniz olsun.


17 Mayıs 2018 Perşembe

DÜŞÜNCELER...



"Ne kadar az şükrediyorsunuz." Rabbimizden gelen ilahi uyarı günlük koşuşturmalar arasında bizi şöyle bir sarsıyor mu acaba? 
İdrak ettiğimiz günler bizi düşünmeye daha fazla yöneltiyor. Düşündükçe ne kadar az şükrettiğimizi tekrar tekrar anlıyoruz. Dünyanın haline baktığımızda bize nasip edilmiş şu güzel yurt için,boğazımızdan geçen bir lokma ekmek,bir yudum su ,sırtımızı dayadığımız minder ve asla sayıp bitiremeyeceklerim...Şükür sebebi değil de nedir?
Bu görüntüleri düşünceler içinde sarsıldığım anlarda çekmiştim.
Akşam vakti Trabzon dönüşü renkler.
Seher vaktinde bulutlar karşı kıyıda tepeler oluşturmuş. Şu renkler, bu tabiat... Şükür Rabbim;verdiğine de bize nasip etmediğine de şükür. İlla vardır bir sebebi.
    Ey nefsimin sahibi Allah'ım, yarattığın sayısız nimeti,sayısız güzelliği bizim emrimize verdin. Verdiklerine hakkıyla şükretmeyi nasip et bize.

OYALAMA,BOYALAMA -1



Bahar güneşi ruhumun kapılarını zorlayıp içeri girmeseydi. Ve orada yığılıp kalmış gam bulutunu dağıtmasaydı ben hala dünyaya küskün, kendimle boğuşacaktım. 
Güneşin o tılsımlı ışınları beni yazma ve paylaşma uyuşukluğundan kurtarmışken  bu süre içinde neler yaptım anlatayım. 
Öncelikle  vize için ikinci kez başvurduğum amerikan kosolosluğundan  yine elim boş döndüm. Bu ülkenin insani yönünü anlamak imkansız. Ağır bir ameliyat geçiren kardeşimi ziyarete gidip bakımına yardımcı olamıyorum. Oradan istek,doktordan belge,yeşil pasaport hiçbiri vize için yeterli olmadı. Haliyle çok üzgünüm. Vardır bir hayır deyip teselli bulmaktan başka çıkar yol yok. Bu ikinci şoktan sonra dünya işlerine devam.  Bu süreçte boyadıklarım terapi oldu. 

Transfer tamamlamayla yenilediğim tepsim.




Şansım takı kutularından açıldı. Kendim için başlıyorum ama bakıyorum ki başka bir sahibi olmuş








         Şu anda telefonla ancak bu kadar paylaşabiliyorum. Kalan çalışmalar daha sonra. Hoşça kalın derken hayırlı Ramazanlar diliyorum.