19 Eylül 2018 Çarşamba

ÜNYE'DE AKŞAM




Ünye'de eylül, akşamlara yakışır...


     
          Size düşen dilinizde mısralarla günün batışını izlemek ve bu güzelliği görmeyi nasip edene şükretmektir.

Akşam, yine akşam, yine akşam
                                           Bir sırma kemerdir suya baksam; 
                                           Üstümde sema kavs-i mutalsam! 
                                           Akşam, yine akşam, yine akşam
                                           Göllerde bu dem bir kamış olsam!
      ( Üstümde sema kavs-i mutalsam!: “Üzerimde tılsımlı yay gibi bir gökyüzü var.”)




                         



 Hazan ayı olsa da eylül, bahara giden yolun kıyıcığında durur. Eylüllerde yeniden buluşmak dileğiyle hoşça kalın.

6 Eylül 2018 Perşembe

BULUTLAR



Yolculuk zaman zaman yorsa da güzellikleri insanı çoğu kez etkiler. 
Uçak yolculuklarımda beni en çok düşündüren kainatın ve insanın varlığıdır. Bulutların üzerinde olmak da değişik düşüncelere salar insanı. Bu sefer şiirlerle yolculuk ettim.Çok sevdiğim birkaçını sizlerle paylaşmak istedim. 


Şu şiirin güzelliğine bakar mısınız? Bir çocuğun dilinde düşünün  Ayla ÇINAROĞLU'nun mısralarını. O çocuk safiyetiyle ne güzel dillenir değil mi? 
Güzel Bulut
Tut beni kollarımdan kaldır 
Sırtına oturt. 
Unut yağmur olmayı bir süre 
Böyle bembeyaz hafif 
Ve yükseklerde 
Böyle düşlerde yüzer gibi 
Işıklı masmavi göklerde 
Gidelim görmediğim, bilmediğim yerlere. 
Göster bana, anlat bir bir 
"Şu nehir, şu dağdan gelir, 
Şurası şu ülkedir. 

İnsanlara bak işte şu evlerde yaşar, 
Şöyle konuşur, şöyle eğlenir." 
Ve bilmek isterim doğrusu 
Çocuklar hangi oyunları oynar, 
Kediler nasıl miyavlar oralarda 
Hangi türküler söylenir? 
Ama bak 
Biz tam böyle gezerken 
Yoruluverirsen 
Bir damlacığını bırakır gibi 
Bırakıvermek yok 
Beni evime geri getir.


Ya yüreği yanarsa şairin?.. Bulutlar çare olur belki kim bilir yangınına.

     Ey güzel bulut!
     Yagmur ol, yağ bana; ıslanayım sırılsıklam.
     Bu yüregimin atesi anca böyle söner. (Mehtap Kutlu)
                                               
     Yunus'un dizelerinde de  yürek yangınının yoldaşıdır bulutlar. Şu dizelerdeki imgelerin gücü sizin de yüreğinizi yakmadı mı?
     
     Karlı dağların başında
     Salkım salkım olan bulut
     Saçın çözüp benim içün
     Yaşın yaşın ağlar mısın


        

Ahmet Muhip Dıranas'ı da bir zamanlar "Şehrin Üstünden Geçen Bulutlar" düşündürmüş. Şiiri okuyup yükleyene de teşekkür edeyim buradan. 

(Not: Ahmet Muhip Dıranas, soyadını bir süre "Dranas" şeklinde kullanmıştır. Ancak hayattayken bütün şiirlerinin bir araya getirdiği, 1974 yılında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları arasında çıkan Şiirler'inin kapağında "Dıranas"ı tercih ettiğine göre, Dranas imlâsı artık yanlıştır. 









 Yazılacak nice mısra var bulutlar üstüne. Yerim dar söyleyemedim. Çok yormak da istemedim. Mahallemin üstündeki bulutlarla hoşça kalın diyelim o zaman. 

2 Eylül 2018 Pazar

YENİLENDİK


     Bu yıl sık sık Ünye'den uzaktaydım. Emeklilik olunca çocuklar  daha fazla beklentiye giriyor sanki. E, artık annem boş. Sık sık gelebilir düşüncesi hakim oluyor. Halbuki emekliler de kendi haline kalmak isteyebilir değil mi ama? Her neyse demek ki leyleği havada görerek başlamışım yıla.
 Ha bu arada sesimin çıkmadığına bakıp boş durduğumu sanmayın dostlar.fındık zamanı köyde geçirdiğim günleri değerlendirmeye çalıştım. Köy evimizin kapısı bir hayli yıpranmıştı,ben de evimizin boyacısı ne güne duruyor deyip kolları sıvadım ve bir güzel boyadım. 



 Kenarlarına da tuğla efekti yaptım. Tuğla görüntüsünü boyayamadım henüz. Köye gittiğimde inşallah kırmızıya boyayacağım.
Saksılar da nasibini aldı boyadan. Kapıyla takım oldular. Onların üzerinde de biraz daha çalışmam gerekiyor.
  Eh,küçük dokunuşlarla da olsa yenilenmek  çok güzel.

28 Ağustos 2018 Salı

GURBET VE HASRET






Sakin bir Görele sabahından merhaba.Kış boyunca yaz aylarının rehavetini yaşamayı umarken yolum hep yollara düştü. Bu yıl sanki hiç evimde kalamadım gibi geliyor bana. Şimdi de Görele'deyim. Annemler yıllardır baharla beraber memlekete gelip yaz aylarını burada geçiriyorlar.
Kısacık bir süre için Amerika'dan babaanne,dede ziyaretine gelen yeğenlerimi görmek için geldim yine. Yıllardır görmemiştim. Onlarla birlikte olmak çok güzel. Keşke ayrılıklar hiç olmasa.
Onlar artık birer genç kız ve ne yazık ki başka dünyaların insanları olarak büyüdüler. Hayat ne garip...
  Geleceklerini duyunca hediye arayışına girdim ancak nelerden hoşlanacaklarını bilemiyordum en sonunda birer kutu hediye etmekte karar kıldım. Halalarının el emeğiyle yapılmış bir hediyenin onları mutlu edebileceğini düşünmekle çok da iyi etmişim. Öyle sevindiler ki ben de çok sevindim.




F



  Elbette ki herkes kendi hayatını yaşıyor ancak yeğenlerime baktıkça içim sızlıyor. Bunca zamanın
birbirimizden çok uzaklarda yaşanmış olmasını yüreğim kabullenemiyor bir türlü. Üstelik onların kan bağı olan sadece biz varız ve kardeşim yani babaları, o adını anmak istemediğim hastalıkla mücadele ediyor.Gençlikte verilen bazı kararların ne kadar yanlış olabileceğini ve ailelerin bu kararlardan nasıl etkilendiğini,insana nasıl acı verebileceğini,anne babaların evlat hasretini ve çaresizliklerini görüyorum. Düşünebiliyor musunuz bu çocuklar artık Amerikalı.Anne baba Türk olsa da orada doğup büyüdüler. Orayla bağ kurdular. Evet,zahirde ve maddede güzel bir hayat yaşıyorlar ama özde kültürlerini,inançlarını hepten kaybettiler.Gelmeyi hiç düşünemiyorlar. Yarın öbür gün ne olacak?..
  Bugün yolcu edeceğiz onları. Yuvalarına uçacaklar. Kendi canlarından kimse yanlarında olmadan babalarına destek olmaya çabalayacaklar. Ve en acısı ilerleyen zamanlarda belki de burayla bağları hepten kopacak.
   Ne olur herkes kendi vatanında yaşayıp mutlu olmanın yollarını arasın.


22 Temmuz 2018 Pazar

KALBİM EGE'DE KALDI




      Gezmek güzel... Bu yıl ilk defa Ege'ye doğru gidelim dedik. Zaman kısıtlıydı, görmek istediğim her yeri göremedim ama başlangıç için hiç de fena değildi. Efes'i çok merak etmeme rağmen yolumuzu o tarafa düşüremedik. Alaçatı da merak ettiğim yerlerdendi ancak aradığımı bulabildiğimi söylersem yalan olur. Evet; evler, sokaklar,begonviller çok güzel ama turizm merkezi haline gelince günlük hayatın dinginliğinden uzaklaşmış. Urla daha yaşanabilir diye düşünmedim değil.
     Bu anlamda Bergama'yı daha çok sevdim. Denize kıyısının olmaması hayatını kurtarmış belki de. Orada doğal bir yaşantı var.
Antik kent ise son derecede etkileyici. Ülkemizdeki kültür varlıklarımızı tanıtmakta yetersiz kalıyoruz. 8500 yıllık bir miras gözlerimizin önünde çoğumuz farkında değiliz.  Turistler kıymetini bizden iyi biliyor.




                                                   Antik tiyatro çok etkileyici.
                           Tiyatroya bağlanan tünel.




Bir fotoğraf makinem olmadığına hiç bu kadar esef etmemiştim. Cep telefonuyla ancak bu kadar.
Küçük bir not eklemek istiyorum: Antik kente teleferik hizmeti var ancak hele de birkaç kişiyseniz epey tuzluya mal oluyor.  Gezi ücreti de cabası. Aslında yukarı çıkan bir yol var kısa bir bölümü dik ama rahat bir yol . Tabelası filan yok. Üstelik manzarası da çok güzel. Aracınızla gittiyseniz  Kestel Barajının harika görüntüsüyle yolculuk yapabilirsiniz. Yalnız sormazsanız sadece teleferikle çıkılıyor zannedebilirsiniz.


Antik kente çıkan yol boyunca Kestel Barajı'nı izlemek keyifliydi. Kaplumbağacık ise günün neşesi oldu.
     
      Vakit çok kısa,kaptan fazla yorgundu. Ayvalık,Çanakkale hep kısacık zamanlara sığmaya çalıştı. Şuna da inandım ki bizim kadınlarımız gezip görmeye daha meraklı ve ilgili. Sanki eşlerimiz daha çabuk mu yoruluyor ne?
     Ege görebildiğim kadarıyla güzel ne var ki ağaçsız tepeler gözü yeşile alışmış olanlarda bir boşluk hissi uyandırabilir.
     Ve son söz. Her zaman küçük ,sakin yerleri çok sevmişimdir. Mutlaka görüp bir-iki gün olsun yaşamak istediğim Akyaka,Şirince,Germiyan Köyü,Birgi... Bir başka bahara kalınca kalbim de Ege'de kaldı.

10 Haziran 2018 Pazar

ORDA BİR MAHALLE VAR



                                                  

       Bu seneyi İstanbul'da geçirdim desem yeri. Sık sık gelip dönmek zorunda kaldım ve doğrusu yoruldum. Yine buradayım. Kızım rahatsızlanınca acilen geldim. Şimdi çok şükür iyi.
      Dönmeden önce birkaç saatliğine anne-baba ve kardeş ziyareti için mahallemize uğradım. İstanbul'da mahalle kültürü olan yerler pek az artık. Benim mahallem bu kültürün hala yaşadığı nadir mekanlardan. Bu sefer çok kısacık da olsa bir dolanıp resimlerini çektim.

           
             




       Bu köşkün bahçesinde sebze yetiştirilirdi. Taze taze satın alırdık. İçindekilerle bir samimiyet yoktu.  Ne hayatlar yakıştırırdım şu duvarların arkasına...

     
 Zamanla  evlerin çoğunun çehreleri değişti o eski mütevaziliklerinden eser kalmasa da sokağımızın yeni rengi oldular.


Mahallemizin kıyısında da olsa apartmanlarımız  var artık ne yazık ki!


        Burası hayallerimin bahçesi. Kim bilir belki bir gün böyle bir bahçem de benim olur.




   



   







    Komşularımız onları meşhur etme sözüme karşılık fotoğraflarını çektirdiler.

 

       Ayaküstü sohbetin de tadına doyulmaz hani.
       Bu küçücük evde yaşardı Hatice teyzemiz. Vefat edince evi, boynu bükük kapısının çalınmasını bekliyor.



I

Her yer çirilçiçek..


        Güzel mahallem sakın apartmanlara, sitelere yenik düşme. Evlerinin ,bahçelerinin çehresi değişse de ruhunu hiç kaybetme.

NOT: Bu yazı 10 Haziran'dan beri yazılıyor. Öyle uzak kaldım ki buralardan.Şu anda Ünye'deyim. Bu araya bayram,ziyaretçiler, ziyaretler,Ramazandan önce başlamış olduğum İngilizce kursu,kızımın sınav stresi sığdı.Şimdi yeniden  dört günlük bir İzmir,Ayvalık peşine  İstanbul yolculuğumuz var. İnşallah yeniden buluşana kadar hoşça kalın.