21 Mayıs 2018 Pazartesi

OYALAMA,BOYALAMA-2


İşte boş işlerle uğraşıp durduklarım...
Teselli ise. "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için ;yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış. " hadis-i şerifleri. 
Ramazan ayının maneviyatından olsa gerek yapıp ettiğim işlere bir de gönül gözüyle bakıp dururum. Nefes bitene kadar dünya işleri bitmeyecek bilirim. Bir de yapıp işlediklerimiz helal dairesinde ruha iyi geliyorsa...






Tepsilerim ve en son resimdeki peçetelikler. Bu peçetelikleri çok kullanışlı buldum ben. Hem kapalı hem konulup alınması kolay. Nasipse bir tane de kendim için boyayacağım. Kendime boyadığımı da elimde tutamadım çünkü.




Çerçevelerim. 

Bu sayfayı da arkadaşıma boyadığım sehpalarla kapatalım. Devamı daha sonraya olsun. Telden yayın sahiden sıkıntılı. Bereketli günleriniz olsun.


17 Mayıs 2018 Perşembe

DÜŞÜNCELER...



"Ne kadar az şükrediyorsunuz." Rabbimizden gelen ilahi uyarı günlük koşuşturmalar arasında bizi şöyle bir sarsıyor mu acaba? 
İdrak ettiğimiz günler bizi düşünmeye daha fazla yöneltiyor. Düşündükçe ne kadar az şükrettiğimizi tekrar tekrar anlıyoruz. Dünyanın haline baktığımızda bize nasip edilmiş şu güzel yurt için,boğazımızdan geçen bir lokma ekmek,bir yudum su ,sırtımızı dayadığımız minder ve asla sayıp bitiremeyeceklerim...Şükür sebebi değil de nedir?
Bu görüntüleri düşünceler içinde sarsıldığım anlarda çekmiştim.
Akşam vakti Trabzon dönüşü renkler.
Seher vaktinde bulutlar karşı kıyıda tepeler oluşturmuş. Şu renkler, bu tabiat... Şükür Rabbim;verdiğine de bize nasip etmediğine de şükür. İlla vardır bir sebebi.
    Ey nefsimin sahibi Allah'ım, yarattığın sayısız nimeti,sayısız güzelliği bizim emrimize verdin. Verdiklerine hakkıyla şükretmeyi nasip et bize.

OYALAMA,BOYALAMA -1



Bahar güneşi ruhumun kapılarını zorlayıp içeri girmeseydi. Ve orada yığılıp kalmış gam bulutunu dağıtmasaydı ben hala dünyaya küskün, kendimle boğuşacaktım. 
Güneşin o tılsımlı ışınları beni yazma ve paylaşma uyuşukluğundan kurtarmışken  bu süre içinde neler yaptım anlatayım. 
Öncelikle  vize için ikinci kez başvurduğum amerikan kosolosluğundan  yine elim boş döndüm. Bu ülkenin insani yönünü anlamak imkansız. Ağır bir ameliyat geçiren kardeşimi ziyarete gidip bakımına yardımcı olamıyorum. Oradan istek,doktordan belge,yeşil pasaport hiçbiri vize için yeterli olmadı. Haliyle çok üzgünüm. Vardır bir hayır deyip teselli bulmaktan başka çıkar yol yok. Bu ikinci şoktan sonra dünya işlerine devam.  Bu süreçte boyadıklarım terapi oldu. 

Transfer tamamlamayla yenilediğim tepsim.




Şansım takı kutularından açıldı. Kendim için başlıyorum ama bakıyorum ki başka bir sahibi olmuş








         Şu anda telefonla ancak bu kadar paylaşabiliyorum. Kalan çalışmalar daha sonra. Hoşça kalın derken hayırlı Ramazanlar diliyorum.

9 Nisan 2018 Pazartesi

BOYALA, RUHUNU OYALA



       Sesim çıkmıyor diye boş durduğu-mu sanmayın dostlar. Boyala,ruhunu oyala felsefesini icraya devam ediyo-rum.  Bilin bakalım ne boyadım?


Hayatı boyayasım var ama  bahtıma sehpalar,tepsiler ,takı kutuları ve en sonunda da bu fener düştü.







   

Bu felsefe iyice sardı. Ben varıp biraz daha oyalanayım. Bol boyamalı günlerde buluşmak dileğiyle hoşça kalın.

27 Mart 2018 Salı

BİR TATLI HUZUR




    Güneş,öğlen vaktinin hararetini evlerin çatılarına bırakıp ikindi vaktine doğru yol alırken, sıcaktan yorgun düşmüş tepeler akşamı bekliyordu. Aşağıda nazlı nazlı akan dere,sıcaktan bunalanları kıyısı boyunca uzanan kavakların  serin gölgesine çağırıyor;mahallenin sakinleri evlerinden çıkmış, günün rehavetinden sıyrılmaya çabalıyordu. Bu çatıların altında hayat akıp gidiyordu...
   Henüz çocuk denecek yaştaki kadın biraz da çekingen tıklattı kapıyı.
   Kapı  usulca açıldı. pembe beyaz yüzüne bembeyaz tülbenti yakışmış ev sahibi insanın ruhuna huzur veren bir gülümsemeyle içeri buyur etti misafirlerini.  genç kadın kucağında bebeğiyle biraz da çekingen kendisine gösterilen kapıya doğru yürüdü.
  Cam kenarlarında üzerine kırmızıları bol desenli bir halı serilmiş sedirleri,bembeyaz badanası,
yeşil kapaklı gömme dolabıyla  sakin bir günün aydınlığını kuşanmış bir odaydı burası.Birden dalga dalga bir huzurun bütün benliğini sarıp sarmaladığını duydu.
 Yeni gelmişlerdi bu minicik Anadolu şehrine. Burası da şehrin kıyıcığında,etrafı çanak misali tepelerle çevrili,yemyeşil bahçelerin içindeki  kerpiç evleriyle köyden hallice bir mahalleydi. Tren istasyonundan dolayı olsa gerek adı İstasyon  Mahallesi'ydi.Sakinleri bazen söylenir dururlardı."Atatürk şehrin buraya kurulmasını istemiş ama gidip tepeye kurmuşlar."
_Masumcuk kucağında durmasın kızım, yorulur onlar kucakta. Yatırıver şuraya!..
Daldığı düşüncelerden uyandı. Yeni tanışmışlardı. Karşı komşusuydu Safinaz teyze. Bugün de "yalnız kalma, gel, tanışıp kaynaşalım."diye çağırmıştı onu.
"Masumcuk"ne güzel bir sıfat...Bu ses şu garipliğimde nasıl da yumuşacık ...diye düşündü.
Ağlaması burnundaydı şimdi.
 _Öğretmenmişsin öyle mi kızım? Öyle duydum. Bizim mahalleye çıktı mı tayinin? Daha başlamadın ama görevine. Ben sadece Kur'an okuyabiliyorum. Bana da öğretsen ne güzel olur okumayı.

Boğazından bir hıçkırık kopacaktı neredeyse, yutkundu.
_ İstifa ettim ben teyzeciğim,sözleri dökülüverdi dudaklarından fısıltıyla.Sanki duyulmasından utanıyormuşçasına bir bakış attı etrafına.
  Bu küçücük belde hayallerinin durağıydı aslında. Bir çalıkuşu olmak istemiş, Allah,dualarını kabul etmiş, o da kanatlanmış,gelmiş, bu küçücük şehrin bir okuluna konmuştu...
 Safinaz teyzenin gözlerinden bir bulut geçti,insana dinginlik veren bakışları hayret ifadesiyle doldu. Birden anladı.
 _Eşin mi istemedi çalışmanı yavrum?
_....
_Peki!Ne yapacaksın?
_....
 Ne yapabilirdi ki? Direnmişti direnmesine. Ayrılmak istememiş,fakat sonunda çaresiz kalmış,istifa dilekçesini yazmıştı.
Şüpheyle baktı yüzüne Safinaz teyze: Neden ki kızım Huysuz mu kocan?
_Sakın!..
_ Hayır hayır. Başka hiçbir sıkıntımız yok. Çok iyi bir insan benim eşim ama nedense bu konuda çok katı. Kızımızı da kimseye emanet etmek istemiyor...
...

    Sabah serinliğinde otobüsten indi. İçinde coşku mu hüzün mü vardı bilemedi. Bu gelişte bir şeyler vardı ama ne? Güneş saklandığı tepenin ardından bir mücevher gibi çıkıp,pırıltılarını cümle mahlukatın üzerine bırakırken girdi mahalleye.
    Evler yine bembeyaz kireçle boyanmış-kadınlar mı yapıyor hâlâ badanayı- Bütün sokağı fesleğen  kokusu sarmış. Bu evler yine o evler; sıcacık,candan...Pencere önlerinde on bir aylıklar,sardunyalar gülümsüyor. İşte buldum evi -fakat Safinaz teyzenin çiçekleri nerede- 
     Eli  kapıya uzandı. Beyaz tülbentli bir kadının kapıyı açmasını  bekledi  gayr-ı ihtiyari.  Kendine gelmesi uzun sürmedi. O yeşil kapı griye dönmüş, bahçedeki süs havuzunun içi yabanî otlarla dolmuştu. Gözlerine yaşlar hücum etti. Yıllar geçmişti. Köprülerin altından çok sular akmış, o çok sevdiği öğrencilerine kavuşmuş,bu kapıyı kucağındaki masumcukla çaldığından beri iki masumcuk daha büyütmüş bir de torun sahibi olmuştu. Ancak Safinaz teyzesi yoktu artık. "Bunu bile bile niye geldim ki bu kapıya?"diye söylendi içten içe. Ama bir huzur vardı içinde.  Cam kenarlarında üzerine kırmızıları  bol desenli bir halı serilmiş sedirleri,bembeyaz badanası,
yeşil kapaklı gömme dolabıyla  sakin bir günün aydınlığını kuşanmış bir odanın ve gülümseyen,aydınlık bir simanın huzuru...
  Kavak ağaçlarının hışırtısı çoğaldı. Güneş ışınlarıyla oynaşan yapraklar yeşil- mavi menevişlerini  yollara dökerken yüreğinin derinliklerine saklanmış bir feryat duydu. Senin durağın burası,gitme,kal...
  Safinaz teyzenin pencerelerinde fesleğenlerle sardunyalar on bir aylıklarla söyleşiyor şimdi. Bahçedeki süs havuzunda nilüferler ilk çiçeklerini verdiler. Kavaklar gümrah yapraklarının gölgesini havuz başındaki masanın üstüne düşürmüşken sevdiceği bir dal kırmızı karanfili tam da onun görebileceği yere bırakmış..Bütün benliği;cam kenarlarında üzerine kırmızıları  bol desenli bir halı serilmiş sedirleri,bembeyaz badanası,yeşil kapaklı gömme dolabıyla  sakin bir günün aydınlığını kuşanmış  odanın zerrelerine sinmiş huzura sarınmış..Ve dudaklarında üç sözcük:Huzur bu duraktaymış meğer...
 



22 Mart 2018 Perşembe

MİM



Sevgili Ezgi beni de mimlemiş sağ olsun. Davete icabet etmek gerek.  Hadi siz de buyurun ,biraz daha tanışalım o zaman.

1.Nerelisin ?

Aslen Giresun'un Görele ilçesindenim yani has Karadeniz kızıyım da anca gönülde. Zira dört yaşlarımdayken  İstanbul'a  yerleşmişiz. Ben orada büyüdüm. Tayinim çıkınca çıktım İstanbul'dan.

2. Burcun nedir?

 Terazi olduğumu düşünüyorum. Bizim zamanımızda öyle şimdiki gibi aylar yokmuş. Ben beyaz elmaların toplandığı ayda doğmuşum. Rahmetli dedeciğim birkaç torun doğup birikince nüfusa gider,hepimizi toptan yazdırırmış. Laf aramızda bazen beni büyük yazdırdığından şüphe etmiyor değilim:))

3. Bloglarda en çok ilgini çeken nedir?

Blog yazarının samimi olduğunu hissetmem ve ciddiyeti önemlidir. Espriye evet ama iş cıvımaya varırsa orada yokum. İzlediğim blogların insani,milli ve manevi değerlere saygılı olması beni o bloga ve yazarına bağlar.  Hayatı sorgulayan ve ilginç konularda yayın yapan bloglar ve hobi blogları çok ilgimi çeker. 


4. En sevdiğin mevsim ?
İlkbahar desem sonbaharın gönlü kırılır,yaz desem kışın hatırı kalır.  Her mevsimin kendine has güzelliklerini severim ancak sonbahar tefekküre davet eden hüznüyle,ilkbaharsa  gözüme gönlüme verdiği şölenle hiçbir zaman sırayı birbirlerine vermezler.

5. Yabancı dil biliyor musun?

Çok utanıyorum ama hayır.

6. Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?)

Ooooo ,neler neler yaparım! Ya da yapardım diyeyim. Dikiş,kanaviçe,mefruşat...Bugünlerde ahşap boyamaya sardım. Bunu meslek haline getirmeyi diliyorum-İstediğim şartlar oluşursa-Ayrıca hiç vazgaçmediğim arkadaş toplantıları da zamanı değerlendirme yollarımdır. Bunun yanısıra tabii ki kitap okuma. 

7. En son hangi kitabı okudun?

En son Ömer Sevinçgül'den Hayat Sevince Güzel . Gençlik kitabıdır bu,diye başladım ama beni yanılttı dili ve anlatımı çok güzel. Tavsiye ederim.

8. Hayatında pişman olduğun bir şeyi anlatır mısın?

 Hangi birini anlatayım:))

9. Tuttuğun takım var mı?

Gençlikten kalma bir alışkanlık:Fenerbahçe. Fanatik değilim. Artık güzel oynayan her takımı takdir ediyorum.

10. Çantandan eksik etmediğin şeylerden bazılarını yazar mısın?

Bak dinlerken yorulursun gel vazgeç bu sorudan. Ha, İlle de öğreneyim diyorsan br poşet peçete,ıslak mendil,gözlük kabı,şarj aleti,kışları ve sonbaharda şal, kalem,not defteri,bekleme yapacağım bir yere gidiyorsam mutlaka kitap hatta
el işi.


12. Ve son olarak blogundan hiç para kazandın mı ?

Hayır,zaten böyle bir amaçla açmadım blogumu. Gönlümden geçenleri duyurup gönüllerden geçenleri öğreneceğim dostlar istedim. 
 Evet,mimi bitirdim Allah'ın izniyle.Vatana millete hayırlı olsun derken kandilinizi can-ı gönülden kutluyor,hayırlara vesile olmasını diliyorum. Hoşça kalın.




15 Mart 2018 Perşembe

ÇOK İŞİM VAR ÇOK!..




      Renklerle oynamayı seviyorum. Kanaviçe gözlerimi bir hayli yorunca kendime başka bir renkli dünya buldum. Boyama. Elime fırçamı alınca dünyayı unuttuğumu gördüm. Bu da iyi geliyor tabii ki. Yalnız bir sıkıntım var. Bana minicik bir atölye lazım. Hobi odasıyla olacak iş değil. Bir hayli karışıyor ortalık, temiz bir iş değil çünkü. Bir de hemen boyayıp bitireyim diyemiyorsun, katlar arasında beklemek gerekiyor. Yine de aklım fikrim boyamada. Teknikleri öğrenmek için epey mesai harcadım ama sanırım bir şeyler öğrendim. İstanbul, Samsun ve Rize'de dersler aldım. Nasip olursa zaman içinde iş haline getiririm belki, kim bilir?
 Son zamanlarda boyadıklarımı paylaşayım sizlerle.

           Açılışı rölyef pasta ve budak çalışılarak yenilenmiş sehpa takımı yapsın o zaman.


   
                                 
       İstanbul'da Gül Özdoğan Hoca'mla çalıştığımız kitap kutusu. Bu kutu aynı zamanda örnek bezi gibi oldu her yüzünde farklı bir teknik var. Bakın nasıl arz-ı endam ediyor.
                                                            
'
           

                   








  Takı kutusuna rölyefle boyutlu desen yapıldı ve yağlıboya eskitmeyle bitirildi. Onun da sahneden kolay kolay çekileceği yok.


         



             Bu da varak eskitme çerçevelerim. Gerçekten zorladı beni. Zar gibi varak yapraklarını    yapıştırmaya çalışmak zordu. O kadar emeğe sanki en mütevazisi de onlar gibi değil mi?


Yılların saati de yeni kıyafetini kuşandı.
                                   


                                
         Ve huzurlarınızda aynam. Baksanıza nasıl da süzüm süzüm süzülüyor.

                                

       
                                               





İşte böyle dostlar. Sanırım bir müddet daha böyle boyayacağım. Derin düşünmemenin en iyi çaresi meşguliyet. Güzel günlerde buluşmak dileğiyle hoşça kalın.