14 Kasım 2016 Pazartesi


       ONLAR  ERDİ MURADINA

        Tembel miyim neyim desem hiç kendime yakıştırasım yok. ama kabul etmeliyim ki bir üşengeçlik... bir rehavet... Tek uğraştığım şey derslere hazırlık . Neredeyse evdeki işleri de boykot ettim desem inanın. Ne kadar uzak kalınabiliyorsa o kadar uzak duruyorum.
     
        Her zaman koşuşturup duran daima bir işi olan bir bünye durmak istiyorsa bir  hikmeti vardır diyelim ve şeytanın bacağını kırmışken şöyle bir hasbıhal edelim.

         Düğünümüzü yaptık nihayet. Birkaç kelimeyle anlatmak gerekirse heyecanlı sevinçli ve çok telaşlı bir süreç. Bu süreç boyunca pek çok gelenek yerine getirildi. İşin içine girince iki insanın bir yuva kurmasının tam anlamıyla devasa ve yıpratıcı bir sektör haline geldiğini şaşırarak gördüm.Şehir hayatı, küçücük apartman daireleri insanımızı bu sektöre mahkum etmiş.En ince ve hatta  en gereksiz ayrıntısı düşünülerek  sunulan hizmet insanların beğenme duygularına hitap ediyor elbette. İrili ufaklı organizasyon şirketleri, aslında halkımızın asırlaran beri yaşattığı gelenekleri  allayıp pullayıp biraz da ithal tarzlar ekleyip yeni bir şeymiş gibi kına veya düğün yapacak olanlara sunuyor. Tabii hiç de azımsanmayacak meblağlarla. Sözün özü mevzu derin.

       Sözümüz  kesildikten sonra bohça faslıyla başladık çalışmalara. Bakın bu süreç çok heyecanlı. Güzel olsun,kullanılabilsin ,dünürlerimizi ve gelin kızımızı dostlarına  karşı mahçup etmeyelim diye elimizden geleni yapmaya çalıştık. Gelin kızımıza ve aile efradına hediyeler alındı. Gelin kızıma hazırlananların bir kısmı işte burada.

 

                       Pofuduk lifimiz. Bizim buralarda ince şişlerle püskül atmalı lifler örülür. Bayağı da ince iştir hani. Ama bu pofuduğu görünce de dayanamamıştım.
                 Havlularımız.
          Sandığımız.



               Pikemize takım seccademiz.





     
              Pikelerimiz





Mutluluk dilekleriyle  işlediğim örtüler.
Bir gün böyle bir yayın yapacağımı hiç düşünmezdim ama öyle hevesle
hazırlandılar ki paylaşmadan edemedim.

Ve mutlu son.
Nikah töreninden.

Onlar ermiş muradına...

Hep böyle el ele,yan yana saygı,sevgi ve huzurla yürüyün hayata. Rabbim hep sizinle olsun.











12 Kasım 2016 Cumartesi



             AŞKA DAİR...
Seni,sesini, gözlerinin rengini...
Şarkılar aşkı fısıldadı yüreğime."Seni ,sesini,gözlerinin rengini..."
Aşkın tılsımı sende miydi yoksa kainatın sırrı aşkta mıydı?
Seni  değil, aşk acısıyla inleyen neyin rununu taşıyan buğulu şarkıları sevdim ben.Buz kesmiş gözlerin  değil  içimi titreten.Serin bir eylül sabahında  mavisine vurulduğum denizde gördüm onları ilk. Gözlerin değil kalbimi çelen. O engin mavinin ufkundaki derinliği  sevdim ben. Bu ses değildi  sarılıp sarmalandığım. Bir orman kuytusundaki dereciğin şiirini bulduğumu sandığım sesi sevdim ben.
Meğer aşk, kainatın özündeymiş ezelden. Meğer aşka pervaneymiş gönül özünden de bilmemiş kibrinden.
Meğer her nağmede titreyen aşkın özü de "AŞK"mış bilene.
Hasılı kainattaki her zerre gibi "Şarkılar da SEN'i söyler."