2 Mart 2019 Cumartesi

BAHAR MI GELDİ YOKSA


Oldu işte en sonunda oldu, bim bam bom!Rüyalarım gerçek oldu, bim bam bom!..
Şaka bir yana, artık ümitsizliğe kapıldığım bir zamanda bu kadar da olsa tek darbe (one stroke) tekniğini uygulayabilmenin sevincini yaşıyorum. 
Elbette ki çok kusuru var. Bu kadarını bile ümit edemezken sevindim işte. Ne kadar kusuru olsa da takı kutusuna da ruhuma da bahar geldi sanki.










Kat etmem gereken çok yol var. Ben ilk adımı atmış oldum. Gerisi gelir inşallah. 
Çiçekli günlerde buluşmak dileğiyle hoşça kalın.

23 Şubat 2019 Cumartesi

RAHAT DURAMAYANLAR


      Uzun zamandır blogumla istediğim gibi ilgilenemiyorum.Biliyorsunuz emeklilikle birlikte bir meşguliyet aramanın sonucunda ahşap boyamanın içine daldım. Bir yandan kendimi geliştirme çabaları,İstanbul'a gittikçe aldığım dersler,bir yandan sipariş yetiştirme telaşı...Serde acemilik de var.Üstüne kızımın dünyaya yeni gelen bebeği... Biraz da kendimi mi kaybettim nedir? Sözün özü blog ahşap boyama vitrinine dönse de bu yayında yine bir boyama hikâyesi var.
   
     Bir buçuk aya yakın bir süredir İstanbul'daydım. Hamdolsun bebeğimiz dünyaya geldi ve bir aylık oldu bile. O koşturmacanın arasında boyalar da yer buldu kendine. Kızımın eski konsolunu yenileyip balkonunda kullanıma açabileceğim hiç aklıma gelmezdi doğrusu.

   Konsolun eski hali.

    Kızçem eskitmeyi balkonundaki eşyalara yakıştıramayınca ortaya böyle düz beyaz bir çalışma çıktı. Azıcık renklendirmeyi de ihmal etmedik.







     Valla iki arada bir derede de olsa değerli Hoca Fatma Metin Aktaş'ın atölyesine  çok kısa bir süreliğine gidilip bu minicik el boyaması çalışıldı. Telefonla çekim renkleri hiç de güzel gösteremese de paylaşmak istedim.







Renklerin güzelliği tadında geçsin günleriniz.

17 Şubat 2019 Pazar

ŞÜKÜR=HUZUR


Onu dinledikçe Necip Fazıl'ın mısraları düştü yüreğime

O erler ki gönül fezasındalar, 
   Toprakta sürünme ezasındalar. 

      Yıldızları tesbih tesbih çeker de. 
      Namazda arka saf hizasındalar. 

İçine nefs sızan ibadetlerin, 
Birbiri ardınca kazasındalar. 

                    Günü her dem dolup her dem başlayan, 
   Ezel senedinin imzasındalar. 

      Bir an yabancıya kaysa gözleri, 
      Bir ömür gözyaşı cezasındalar. 

  Her rengi silici aşk ötesi renk; 
      O rengin kavuran beyzasındalar. 

           Ne cennet tasası ve ne cehennem; 
 Sadece Allah'ın rızasındalar.



Şükretmenin aydınlığı yüzüne vurmuş,teslimiyetin huzuru her davranışında açık seçik görünüyor.Sekseni devirmiş,ahir ömrüne  bir de gencecik  evladının ani kaybını sindirmiş. Şimdi oğlundan yadigar gelinciğinin ve torunlarının yanında misafir. Yaşını alsa da "yaz gelsin evime kavuşayım"  heyecanında ninemiz. Güzel insanlar onlar. Hayatın asıl gerçeğini çözmüşler. Allah'a teslim olmuş,gönül sevincini bulmuşlar. 
Bize de nasip olsun.

14 Şubat 2019 Perşembe

SABAHIN SEHER VAKTİNDE

                                                     


                                              



                                                             
     Taa lisedeyken bilir bilmez attığım fırça darbelerine baktım bugün. Birden...Birden anladım: Seyrettiğim lisede yaptığım bir boyama değil,gençliğimdi. İstanbul'da otuz küsür yıl önce çiçeği burnunda bir öğretmen olarak çıktığım evin duvarlarında -sabahın seherinde- on altı- on yedi yaşlarıma baktım bu sabah. Çamlıca Kız Lisesi'nin bahçesinde dolaştım. Hababam Sınıfı'nın Mahmut Hoca'sı hastane odasındayken öğrencilerinin "Mahmut Hoca! Mahmut Hoca!" diye tempo tuttuğu film sahnesinde  buldum kendimi. Şöyle inceden bir ağır çekim olsa tanır mıyım acaba beni,diye düşünmedim değil. Üstelik ne Mahmut Hoca vardı artık ne Hafize Ana ne Şaban ne de o güzel gözlü, sırım boylu Damat Ferit...
   Hey allı pullu Dünya!yılları da sevdiklerimizi de  öğüttün. Bir hatıralar kaldı elimizde. Ve bir gün biz de...
   Hasılı kelâm bu sabah yine hüzün deli dalgalar gibi gelip yüreğimin kıyısına vururken İstanbul'a pırıl pırıl bir sabah güneşi doğuyordu.
     (Bu yazı 4 Şubat'ta yazılmıştı.)


19 Ocak 2019 Cumartesi

KOŞTURMACALAR İÇİNDE BİR NEFES

Onca koşturmanın  içinde,iki arada bir derede ...Eve gelen yeni bebekle birlikte ne de olsa şaşıran güzelimin gönlünü hoş etmek için karne sabahı erkenden kalkıp boyandı bu kutu. Laf aramızda içi henüz boyanmadı. Verniği bile yapılamadı ama olsun sevindirdi ya küçüğümü, tamamlanır nasılsa bir aralık. 
Güle güle kullansın kuzum.




Çocukların gönlü her zaman hoş olsun dileklerimle hoşça kalın.

27 Aralık 2018 Perşembe

ÇOK ÇALIŞTIM




İnanın ki çok çalıştım. Bunda bir şeyler üretme isteğinin yanı sıra renklerle oynamanın günümüz insanının yalnızlığına iyi gelmesinin büyük payı var. Benim gibi boş duramayanlar için de bu tür çalışmalar değişik bir seçim olabilir.




   Bunlara "bohem" tablo diyorlar ama ben "yeni nesil tablo" demeyi tercih ettim.











         Tombakları çalışmayı da karşısına geçip seyretmeyi de  çok sevdim. 
        Bende işler bitmez. Aklım içerde beni bekleyenlerde. Yeni yılda yeni işlerle buluşmak dileğiyle. Gelecek günlerin hepimiz için sağlıklı ve hayırlı olmasını günlerle geceleri yaratandan diliyorum. Hoşça kalın.




6 Aralık 2018 Perşembe

MISIRI KURUTTUN MU



Mis gibi mısır ekmeğimiz vardır bizim. Kara lahana çorbasının yanında ne güzel gider. Yoğurdun içine ufalanıp bir güzel kaşıklanması da efsanedir hani. Fasulye turşusuyla arkadaşlığını da unutmak olmaz. 
Öyle zamanlara geldik ki  rüyada görsek inanmayacağımız şeyler oldu. Yediğimiz her şeyden şüphe eder olduk.Ne yazık ki mısırımız da nasibini aldı bu furyadan.Çarşı pazarda,alışveriş merkezlerinde bardak bardak  tadı tadımıza benzemez şekerli mısırları yer oldu çocuklarımız. Bizim diyarda hâlâ 
geleneksel yöntemlerle dededen kalma tohumlarını yetiştirip mısır üretenlerin olması teselli. 
İşte o mısırların çok küçücük bir miktarının un olma yolculuğuna şahit olmuş oldum bu gidişimde.
 Bunca yaş aldıktan sonra ancak fırın nasıl konulur  bu defa görmüş oldum. Anacığım tar-
lasından hasatını yaptığı mısırla "fırın koydu"-aynen bu tabiri kullanıyor-ben de sözüm ona yardımcı oldum.


    Dede evimiz.  Fırın dede evimizin kapısında.
                                      
  Çocukluğumuzda köyümüze gelince bu kapıda koşuşturup dururduk kuzenlerimizle.
     
        Dede yadigarı fırın. Eskiden hayat meşakkatli olsa da herkes elleriyle ne yaptığını bilerek yiyormuş her şeyi. Şimdiyse toplum olarak güvensizlik yaşamıyor muyuz?

        Fırın önce bir yük odun yakılarak iyice kızgın hale geldi. Sonra içinden közler çıkarıldı. Bu arada taze mısırlar közlenip afiyetle yenildi. Otlardan yapılmış özel bir süpürgeyle fırın iyice süpürüldü ve içinde köz kalmaması sağlandı. Fırınlanacak olan mısır tavı gelmiş olan fırına konulup fırının ağzı sıkıca kapandı. Zamanı gelince mısırlar alınıp bir çuvala konuldu ve sıcağı geçmeden çuvalın içinde iyice dövülüp tanelendi. Evde temiz örtülere yayılıp sıcağının geçmesi beklendi. Ah! Bütün evi saran o mis gibi kokuyu duyacaktınız. Emin olun  anlatılmaz yaşanır. 
       Böyle bir güzelliği zaman zaman da olsa hepimizin yaşaması dileğiyle hoşça kalın.
      YIN