14 Mart 2016 Pazartesi




DUA

“Şu kopan firtina  Türk ordusudur Yarabbi!

Senin uğrunda ölen ordu budur Yarabbi!
Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın!
Galip et çünkü bu son ordusudur İslâmın...”(Y.K.Beyatlı)
Haberi duyunca acının yanı sıra ilk aklıma gelen bu mısralar oldu. Ve sığınacak tek kapı dua…
Rabbim Sen'den başka yâr ve yardımcımız yok. Bu millet Senin adını dünyaya duyurmayı görev bildi asırlardır.Dünya üzerinde Senin dinini en samimî duygularla bu millet yaşadı. Milletimize ayrı-gayrılığı layık görenleri, bu yolda zulmü iş edinenleri "Kahhar"isminle kahret. Bizleri de uyanık tut. Yüreğine ateş düşenleri serinlet. Çanakkale'deki birlik ruhunu yeniden tesis etmeyi bize nasip et Yarab.
Yahya Kemal bu şiiri 30 Ağustos zaferinden önce 26 Ağustos 1922’de yazmıştı. O zor günlerde gönülden bir yakarıştı. Şimdi dört yandan sıkıştırıldığımız bu günlerde bizi yıldırıp parçalamak isteyenlere karşı birlik olmanın tam zamanı. Çünkü Güçlü bir Türkiye , Samimi ve sade bir Allah inancı dünyayı yönetmeye çalışanları korkutuyor.
“Vatanda korkulu rüya içindeyiz gerçek.
Fakat bu çok süremez, mutlaka şafak sökecek.”(Alıntı)

NOT: Bugün begonvilimi anlatacaktım sizlere. Ama yüreğimizi bir  kez daha yaktılar. Hayatının baharında nice can gitti analar, babalar yandı Rabbimden sabır ve kolaylık diliyorum.

28 Şubat 2016 Pazar







BUGÜN GÜNLERDEN HUZUR


Dersim yok bugün . Şöyle sakin işler yapmalı. Erkenden kalkıp yol almalı. Ne zamandır aklımda bakliyat için bir kese dikmek var. Tam zamanı . Öncelikle hava alabilecek pamuklu bir kumaş lazım. Elimde artmış etaminim var. Olur mu olur.Bir parça da işleme. Kumaşa monte edilir.

Kurdela iliği açılıp fisto geçirmek lazım. Sevgili makinem sağ olsun.



Kese kağıdı şekli versem nasıl olur. Sanki daha iyi durur.

 Ve nihayet torbam tamamlanır.

Bu sefer çok da incelememeye karar vermiştim. Gerçekten de yorulmadım. İçimden geldiği gibi sakin basit bir çalışma oldu.

 Eh artık kitap zamanı. Şöyle rahat... Kendi halime...

21 Şubat 2016 Pazar




AT KENDİNİ YOLLARA


Şöyle çıkıp yürümeyeli ne çok zaman olmuş. Dün sabah şeytanın  bacağını kırıp kendimi yollara atmayı başardım nihayet .


     Şehrimize kazandırılmış güzel bir hizmet "Yürüyüş Yolu."


   
       Gri ve  ıslak bir Ünye sabahıydı ama tabiat her zamanki gibi şahane güzellikler sunuyordu.

Hele de sabahın seherinde henüz hiçbir şeye insan eli değmemişken yollara döküldüyseniz  doğanın dinginliğini iliklerinize kadar duyabilirsiniz.

Bu güzellikleri katletmeye vicdanı elveren insanlara nasıl şaştığımı ve nasıl öfke dolu olduğumu hangi kelimelerle anlatayım?


Suların kayalarda açtığı tüneli görüyor musunuz? Söylemesi ayıp ben bu güzelliği daha yeni keşfettim.

 Şimdi kaçıyorum.yeni güzelliklerde buluşmak ümidiyle hoşça kalın.

14 Şubat 2016 Pazar

 

SABAHLA GELEN

   Bir günü bir gününe uymuyor insanın. Bu sabaha hüzün çiseliyordu sanki gökyüzü. Dilimde yüreğimden kopup gelen mısralar:

"Peş peşe dizilip giden dakikalar,
 Ömrümden ömür çalan dakikalar…
 Sabah  oldu gün doğdu,
 Geçen zaman ömre zarar oldu.
 Hayatı  canımdan alan dakikalar..."
     

  Gün "Günaydın!" demeye hazırlanırken  yüzüme,derinlerden gelen sabah ezanı "Sana hayatı verene şükret ve ona yönel kavuşma gününe kadar çabala."uyarısını yapar gibi içli ve derinden okundu.

   Bir gün  daha eksilmişti ömürden ama  yeni bir gün de başlamıştı. Eksilenleri saymakla ele geçen bir şey olmadığı kesin. O halde hayat elimizden kayıp giderken, zamanı kıymetlendirip bereketlendirmeye gayret etmek en doğrusu değil mi? 


    
Gün ışıdı, deniz mavi ,açelyam gülümsüyor. Birden hatırlıyorum ,geçen zamanın bereketi bu açelyalar. Bir buçuk yıl kadar önce sararıp solmuş bir halde   almıştım onu. Belli ki gözden çıkarmıştı çiçekçi. Bütün dallarını dipten kestim. Kendine gelmesi çok uzun zaman aldı. Acımasız zaman böyle bir güzellik de veriyor işte.

     Haydi güzel çiçeğim
,
 g
ünüme bereket
,
 hüzünlerime esenlik ol
;
çağla
,
coş
,

gönlüme şenlik ol...

3 Şubat 2016 Çarşamba

TATİL DÖNÜŞÜ

    Ömrümüzden on günü de şubat tatili denen zaman diliminde bırakıp geri döndük. Sevdiklerimize kavuşmak güzel, ayrılmak zordu. Allah'a şükürler olsun sağlıkları, huzurları yerinde. Biz de evimize geldik sağ selamet, daha ne olsun değil mi ?

      Eh, artık geldiğimize göre sizinle halleşip paylaşmalara devam o zaman. Biliyorsunuz minik kanaviçelerle dinleniyorum. Misafir havluları da vazgeçilmezlerim.

Bunlar da oyalanmalıklarım. 



 Şıkır şıkır banyolarda hangi kadın mutlu olmaz ki? minicik dokunuşlarla bunu hepimiz başarabiliriz değil mi?


        Hem banyolarımıza şenlik hem de misafirlerimize güzellik.

       Mutlulukların sizinle olması dileklerimle hoşça kalın. 

18 Ocak 2016 Pazartesi

GÜZELLERİM


     GÜZELLERİM

    Dönemin son günleri geldi çattı. Notlar verildi. takdir teşekkür bekleyip umduğunu bulamayanlar not için sıraya dizildi. Eh öğretmensin çocukları kazanmak lazım. Gönüllerini kırmadan verilen puanların sebepleri tek tek açıklandı. Ders içi etkinlikler tekrar tekrar gözden geçirildi. Bu arada defalarca e-okulun azizliğine uğranıp sinir katsayıları arttı. E artık biraz kafa dağıtmak hak edildi.

       



   Rahatlamanın en güzel yollarından biri renklerle oynamak gibi geliyor bana. Kanaviçe de tam bir renk oyunu .  İşte oyuncaklarım. Minik mutluluklarım. Hatta "GÜZELLERİM".
  Yalnız ben ne beceriksiz çıktım a dostlar! Bu fotoğrafları kaliteli çekebilmenin yolu nedir ? Anlatabilir misiniz? Yani büyük hayra girersiniz...  Kalitesiz resimlerle sizlere saygısızlık ve hatta eziyet ediyormuşum gibi geliyor. Yeniden buluşana dek hayırlı günler dileklerimle hoşça kalın.


       

9 Ocak 2016 Cumartesi



       Okuldaki koşturmacadan  nefes aldığım  hafta sonu geldi nihayet. Eh bir bir paylaşım yapmak da  şart oldu artık .
       Bugün size bir kuzucuk ve yuvalarında mutlu mesut yaşayan minicik kuşlarımla geldim.
       Şimdi tanışacağınız kurumlu hanım benim güzel torunumun bir giysisinin deseniydi.


 Giysiküçülüp biraz da yıpranınca giyinemez oldu tabii. Ama kuzucuk durmadan bana çalımlı çalımlı bakınca bir köşeye atılmasına kıyamadım bir kırlentte yine sahibiyle birlikte  varlığını sürdürmesine karar verdim . Sonuçta bu şirin şey ortaya çıktı. Ben çok sevdim. Ne dersiniz. minik kuşum da sever mi acaba?
 Şimdi tanışacağınız minik kuşlarsa yuvalarında işleri paylaşarak   huzurla yaşıyorlar. Bu sevimli ve renkli desen değerli kanaviçe sanatçısı Filiz TÜRKOCAĞI'NA ait bir tasarım. Eline ve yüreğine sağlık sevgili sanatçımızın.










Resimlerin çok acemice çekildiğinin farkındayım. Emin olun sizlere güzel sunumlar yapabilmek için elimden geleni yapıyorum ama adım hıdır elimden gelen budur  ne yapayım. Hepinize mutlu günler diliyorum .