3 Temmuz 2017 Pazartesi



                  CAMBAZ  BONCUK


 Yazlık sinemalar üzerine güzel bir  paylaşım yapmış sevgili Begonvil Sokağı.Yazısını okurken mahallemizdeki yazlık sinemayı hatırladım ve nedense ilgisiz gibi görünse de birden aklıma düştü çocukluğumun cambazhanesi ve Cambaz Boncuk.
Hani şair diyor ya,"Biz eskilerde ne güzel çocuklardık..."
  Koşuyolu'nda büyüdüm ben. Üsküdar sırtlarına yaslanmış küçük bir mahallenin kuş seslerine karışmış çocuk cıvıltılarıydık biz.
Şimdiki Üsküdar Devlet Hastanesinin civarındaki  çayırlıkta kara dut ağaçlarının tepesinde  elbiselerimiz dut lekesiyle boyanırken  gözümüz aşağıdaki geniş çayırlıkta olurdu.  Validebağ Korusu'nun yanıbaşındaki bu alanda hummalı bir çalışma başlamıştır çünkü.  Tahta tribünlerin kurulduğunu anlatan çekiç sesleri çok uzun sürmez. Alanın iki ucuna iki uzun direk dikilip ip de gerilince cambazhane kurulmuş olurdu.
  Bizim asıl beklediğimiz ise kulağımı-za çalınan o mekanik sesti. Ağaçlardan inilmiş,oyunlar bırakılmış, bir çocuk ordusu Koşuyolu sokaklarını iki sırık üzerinde dolaşarak elindeki megafonla duyuru yapan Boncuk'un peşine takılmıştır. Cücelerin yanında koca sesli bir dev...
  Akşam olup da gösteriler başlayınca diğer oyunların bir an önce bitmesini beklerdim. Çünkü  asıl gösterinin sahibi Boncuk'tur. İp üzerinde elinde denge sırığıyla yürüyen bir adam... Çocuk algısına sığmayan,ulaşılmaz bir şey... Bir de düşüyormuş gibi yapınca hiçbir zaman düşmediğini bildiğim halde yüreğim ağzıma gelirdi.
  Ve uzun yıllar ötesinden kulağımda bir şarkı: "Oy dingala dingala/Kömür de koydum mangala/Ayşe de Fatma dostum var/ Çalkala Boncuk çalkala."
 Cambazhane deyip geçmeyin. Sanatın halka dönük yüzünü ilk orada gördüm ben.  İsmail Dümbüllü'yü ilk ve son olarak orada izledim.
  Yıllar birikti,zamanlar geçti. Arada sırada eskilerden söz ederken kısacık hatırlansa da Cambaz Boncuk hatıralarımın arasında kaybolup gitti. Ta ki Begonvil Sokağı'nın yazısı  yeniden çağrışım yapana kadar.
   Acaba izine rastlar mıyım, diye internette dolaştım biraz. Benimkilerle örtüşen pek çok hatırayla karşılaştım. Anadolu'yu dolaşan aynı Boncuk mudur bilemem ancak şarkısı bile aynı olunca bizim cambazımız olsun istedi yüreğim.
  Çocuklara bakıyorum şimdi. Her şey mekanik. Eğlenecekleri yerler bile alışveriş merkezlerinin bodrum katları. Her şeyleri varmış gibi görünse de ne kadar yoksullar.
Çocuklarımızın kendi yağmurlarında ıslanması dileğiyle...

Not:Resim internetten alınmadır.

8 yorum:

  1. Ah Mazi! Tadı bir başka eskilerin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşayıp kaybettiğimiz güzelliklerin sıcaklığı içimize siniyor,bulamadıkça da hasret duyuyoruz galiba.

      Sil
  2. Geçmişin güzel anıları şimdi de olsa ne iyi olurdu çocuklarımızda aynı duyguları yaşardı emeğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklarımızın hatıralarında pek bir şey olmayacak galiba;dört duvar,bilgisayar ve dersten başka. İyi ki okul var diyorum bu noktada.Hayatlarına hareket katan tek o kaldı gibi görünüyor.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  3. Bu kadar mekanikleşmeyi ben de doğru bulmuyorum :(

    YanıtlaSil
  4. Neredeyse hepimizin gidişattan şiksyetimiz var ama olumsuzlukların önüne set çekemiyoruz. Bireysel çabalar da yetersiz kalıyor ne yazık ki.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Bir Tatlı Huzur temmuz başından beri İzmir'deyim internet ile köşe kapmaca oynuyorum, bir iki yazı zar zor yayınladım, blog takip etmekte zorlanıyorum yazdığım yorumlar da yerini bulmuyor. Şİmdi merak ettim acaba tatilde bir şey yazdınız mı diye bu güzel yazıyı gördüm. Benim cambaz görme şansım olmadı ama şarkısı heyecanı ile si dolu dolu yaşamış anı kutusuna koymuşsunuz ne güzel. Yeni versiyonlarını niye akıl edip yapan girişimciler çıkmıyor acaba? Mekanikten kurtulup yıllar sonra bile anı yaşayacakları etkinlikler gerek çocuklara da bize de...

    YanıtlaSil