7 Haziran 2016 Salı


            ÜNYE ÇATOM SERGİSİ
         Yurdumuzun her yerinde becerikli hanımlarımız yüreklerindeki güzellikleri nakış nakış kumaşlara işleyip iplik iplik dokuyorlar. Benim de fırsat buldukça ziyaret edip yardım ve fikir aldığım Ünye ÇATOM (Çok Amaçlı Toplum Merkezi) Bu yıl da enfes bir sergiyle çalışmalarını sundu. İşlemeler Saime Bulut, dokuma ise Fatma Gürsoy öğretmenlerimizin rehberliğinde kursiyerler tarafından emek emek hazırlandılar. Gözlerine,ellerine,gönüllerine sağlık.





Ünye'de özel tezgahlarda dokunan otantik örtüler.










  Bu aynalı tablo bana çok orijinal geldi. Sizce de öyle değil mi?



      O kadar ağır ve öyle ince bir işleme ki...
6
     Kanaviçenin her zaman ayrı bir yeri var bende.





   Şu cüzdanların sevimliliğine bakın.





     Tablomu tanıdınız mııı? Gerçi çok silik çıkmış.




 




   Antep ajurları ayrı bir incelik.

 


Sevgili Filiz Türkocağı'nın eserinden çalışılmış bir pano.  Biliyor musunuz bu eseri işleyen de orta yaşlarda bir beyefendi. Üstelik üstündeki mavi örtü de onun işlemesi. Görseniz minicik karelere ince ince nasıl işlenmiş.

   Bu da naçizane çoook uzun sürede ortaya çıkabilen benim boncuklu örtücüğüm.






Kutular ve iğne oyaları nasıl da zarif...











Eski dantelleriniz yok mu getirin kumaşla buluşturalım.













 Maraş işi olmazsa olmaz ...

   Dokumalar...


      Gelin kızıma işlediğim örtü. Pastel tonlar ve sade desenleri seven kızçem bunu sevdi sanırım. 

    Ben ancak bu kadarını  fotoğraflayabildim.  Güzelliklerle dolu günleriniz olsun.

5 Haziran 2016 Pazar

           MERZİFON HATIRASI

        Yüce Rabbimizin cennetine emredip: "Kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatlerinden kurtulup, benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı." buyurduğu güzelim Ramazan ayına yeniden ulaşmayı nasip etti yerlerin ve göklerin sahibi. Hamdolsun.
Oruç nimeti insanı şöyle bir silkeleyip nefsini dize getiren, içine dönüp kendine bakmasını,eksiklerini görüp düzeltmeye niyet etmesini sağlayan ne büyük bir ihsan. 
Oruçlu,başkalarına karşı şefkat ve merhamet sahibi olacaktır. Oruç tutmak sûretiyle açlık ve susuzluk ızdırabını tadan kimse; aç ve susuz kalanların hallerini düşünecek, onlara şefkat ve merhamet elini uzatacaktır. Böylece ibadetler sadece Allah rızası için yapıldığı halde inancımızın sosyal hayat anlayışının da inananlara yeniden hatırlatılmış olmasında ne güzel hikmetler var. Faydalananlardan oluruz inşallah.
Bu duygular içindeyken birden aklıma Merzifon'da yaşadığımız ilk Ramazan ayı geldi.Çocukluğunda ve genç kızlığında mahallesindeki İsmail amcanın balkonundan çaldığı tenekeden davuluyla uyanıp her sahurda aynı maniyi -Yeni cami direk ister /Söylemeye yürek ister/Benim karnım toktur ama/Arkadaşım börek ister-dinleyen biri için karlı bir Ramazan gecesinde kulaktan kalbe dolan ezgilerle uyanıp bir elektrik direğinden yayılan ışığın masalsı güzellikte sunduğu kar yağışının eşliğinde "Yıldızların Altında"yı dinlemek ve bu görsel şöleni seyretmek bulunmaz bir güzellikti.
O ezgilerle kulaklarımızı şenlendirenlerin "Merzifon Belediyesi Bando Takımı"olduğunu sonradan öğrenecektim.
O yıllarda bu takımın üyeleri ellerinde enstrumanları ezgileri çala çala mahalleleri dolaşırlar her mahallenin belli bir noktasında da mini bir konser verirlerdı. Bugün her şey gibi bu gelenek de değişmiş görünüyor. Şehir büyüdükçe yaya dolaşılamaz olmuş. Artık arkası açık bir kamyonet üzerinde ezgileri icra ediyorlar. Eski büyüsü kalmamış pek.

 Merzifon'un eski mahallelerinden yıllar önce çektiğimiz  iki görüntü.

Eskileri özlerken insan gençliğini mi arıyor ne?..
Selam olsun o günlere... Hayırlı ve bereketli Ramazanlarımız olsun.