12 Mart 2018 Pazartesi

BAHAR, DENİZ, KUŞLAR...



       Her ne kadar bu sene kış mevsimi yaşamadıysak da bahar kendini yine de özletmiş ki bugün Ünye'nin yaza hazırlandığını görmek beni sevindirdi. Sevincimi yürüyüş yolundan karelerle sizlerle paylaşayım istedim.
 O halde Ünye söylesin sözünü.




                           


                   
                         
                                        


                               




Pekii siz hiç bu şekilde büyüyen pazı gördünüz mü çok ilginç değil mi

Bahar tadında olsun gönlünüz.








3 Mart 2018 Cumartesi


   MİM
   Araya yoğunluklar girince cevaplamakta geciktiğim bir mimle bugün.
    Sevgili İçimdeki Yaz,adıyla mütenasip bir mime beni de layık görmüş. Sağ olsun. Bloğunun adı gibi mime verdiği cıvıl cıvıl cevaplarla ruhumda şöyle bir bahar esintisi,yaz güneşi bıraktığı bir gerçek. Ancak onın cevaplarını okurken dilime bir şarkı geldi yerleşti. "Ben gamlı hazan,sense bahar..." Çünkü o cevaplarda hayata gülümseyerek değil,gülerek hatta belki de kahkaha atarak bakan genç bir yüreğin enerjisi var. Bense çoğu zaman ancak gülümseyerek ve çokça düşünerek bakıyorum hayata tabii seçimlerim de ona göre oluyor.
  O halde Bismillah deyip başlayalım bakalım ne çıkacak ortaya.Ben de içime bir ayna tutmuş olayım.

1.Birlikte dünyayı dolaşmak istediğin?

Yahu daha yurdumu doğru dürüst gezememişim. Dünyayı gezmeye ne zaman sıra gelecek? Ama gezeceksem şu bizim Deliha'yla(Gupse Özay) gezeyim mümkünse.  Çok eğlenceli olur. Yüreği de pırıl pırıl. Daha ne olsun.
 2.Hem eğlenilecek hem evlenilecek kişi:
Sorunun evlenilecek kısmı kalsın. Eğlenceye gelince çok eğlenceli olmasa da ben yoldaşımdan çok memnunum. Hayalen bile yerine başkasını koyamam.

3. Göründüğü gibi soğuk,sert olmayan

Heidi'nin  dedesi hiç de göründüğü gibi değilmiş meğerse. Dış görünüşe aldanmamalı diye boşa dememişler.
4.Birlikte ıssız adaya düşmek istediğin ? 

 Issız adayı boşverelim şimdi,ne işimiz var orada? Bizim  köyler kış vakti ıssız ada zaten. Oraya gitsek de olur.
5.Sabahlara kadar mesajlaşmak istediğin?

 Oooy,burda da mı mesaj! Cümleler bitti da!Kime ne anlatayım şimdi? İlle konuşacaksam kısa bir telefon açayım ben.

6.Battaniyelere sarıp sarmalamak istediğin?

 Çocukları büyüttüm ya yav. Daha ne sarıp sarmalayayım? Ama dur. Balkız var ya şirincik kedicik hani instagramda(balkız_2015)onu sarıp sarmalayıp bebek gibi sevmek vardı şimdi.
7. Birlikte dünyayı yönetmek istediğin?
Ben haddimi bilirim. Ne dünya yönetmesi,evi bile zor yönetiyorum.Şu dengesi bozulmuş dünyayı ancak çok özel bir insan düzeltebilirdi belki. O insan, özü sözü doğru,karakter abidesi, kararlı,insanı anlayan bir insan olmalı.  Bir mucize olsaydı Peygamberimizle(SAV) birlikte yönetmek isterdim dünyayı.
8. Birlikte  baloyoya gitmek istediğin?

Balo bizi bozar. Ben şöyle bir Türk san'at müziği veya tasavvuf müziği konseri alayım.Biz ediyle büdü gideriz, bir güzel mest olur evcazımıza döneriz,olma mı?

  İşte böyle dostlar. Samimi cevaplarım bunlardır. Şükredin ki derin felsefeler yapmadım. O da size bir güzelliğim olsun.

30 Ocak 2018 Salı



GAYRET...
Sıkıntılarla gelmek istemiyorum size ancak sarp yokuşlarda yüreğim.Ülkü'mün Hakk'a yürümesi nasıl da hazırlıksız olduğumu bir tokat gibi çarptı yüzüme. İnsanımızın engin duyuşlarıyla dile getirdiği "Ölenle ölünmez/Hayat devam ediyor."gerçeği de karşımda duruyor.  Ve görüyorum ki acının en iyi çaresi zihnin ve bedenin sürekli meşgul olması. Bunu bilmekle birlikte pek bir şey yapamıyorum. Paylaşılmayı bekleyen dönüşümlerimle bir merhaba diyeyim istedim.
    
        Bunlar kızıma boyadığım sehpalar. Eski rengi düz kahverengiydi. 


Bu da eski bir dolabım. Rengi kızıl kahveydi önceden.Şimdi hobi malzemelerimi derleyip topluyor. Eski hallerini çekmeyi akıl etmemişim.





Ve küçük polyester bir çerçeve. Bu çerçeveleri bir tablo haline getirmeyi planlıyorum nasip olursa. Epey dağınık bir yazı oldu kusuruma bakmayın. Kendimiderleyip toparlayıp güzel günlerde ve
güzelliklerde buluşmak dileğiyle hoşça kalın.


4 Ocak 2018 Perşembe



       YILLARDAN SONRA
      "Uzun yıllar ötesinden hatırını sorayım mı?Sana gönül bahçesinden bir demet gül vereyim mi?"
       İstanbul bu defa uzun yıllar ötesinden hayatı paylaştığımız bir dostla karşıladı beni.Çalıkuşunun konduğu dalda cıvıldayan bir başka çalıkuşuyla...
Otuz beş yıldır görmediğim hatta izini kaybettiğim ev arkadaşımla buluştuk yıllar ve yıllar sonra.  
       Yıllar ve yollar ayırsa da gönüldeki  bağ kopmadıkça Rabbim nasip ediyor buluşmayı.Şükürler olsun.


Sanki araya yıllar ve yollar girmemiş gibi kaldığımız yerden devam ettiğimizi görmek çok güzel bir duyguydu. Oysa yirmi yaşın uçarı gönülleri durulmuş ,zaman bir şeyleri alıp götürürken en güzel hediyeleri evlatlarımızı bize armağan etmişti. Eksilerek çoğalmıştık.Bu arada tartıda da çoğaldığımı görmek pek hoş olmadı ama neyse bu güzel günün 
hatırına görmezden geleyim bari.İncilay'ım sen yine zarif, güzel İncilay'ımızsın. Bir dahaki sefere nasıl başardığını anlatırsın di mi?
Gün boyu birlikteydik İncilay'ımla. En çok üzüldüğümüz de 2007/2010 yılları arasında İstanbul'da yaşamış olmama rağmen birbirimizden haberimiz olmayışı oldu.  Birlikte diğer ev arkadaşımız Nurgül'ümüzü ve alt kat komşumuz Sacide'mizi de görüntülü arayıp hasret gidermek çok güzel oldu.  Epeyce zor  ve uzun süreli olsa da birbirimizi bulmayı nasip etti Rabbim. Çok şükür. Bir daha hiç kopmamak ve dostlukların daim olması dileklerimle hoşça kalın.






14 Aralık 2017 Perşembe



MİM
Sevgili Sevgi, işte geldim. Sorduğun soruları dilimin döndüğünce cevaplandırayım bakalım. Ancak peşin söyleyeyim öğretmenliğim süresince  ayrıntılı cevap istedim. Ayrıntılı da cevap veririm. Sıkılmaca yok. Haydi Bismillah.

1. Yaş mı?.. O da ne?.. Gerçekten de bu soruyu sormasa mıydın yav? Şimdi çocuklarım bu yayını okurlarsa ne olacak? Yaşımı sorduklarında onlara," On yedi buçuk yaşındayım ama beni üzdüğünüz zaman yetmişime geliveriyorum." diyordum. İşte ben ikisinin ortasında
ellili yaşlarımdayım. Mesleğe gelince  Hanımlarda meslek çoook. Eş, anne, temizlikçi ,bulaşıkçı, ahçı, terzi...Diploma sorarsan henüz emekli olmuş-doğrusu hiç de alışamamış- bir Türkçe öğretmeniyim.

2. Karadeniz'de Ordu ilinin en güzel ilçesi Ünye'de yaşıyorum.  Burada  yapılaşmadan kurtulabilen yerleri çok seviyorum.  Kent Ormanı, Kadılar Yokuşu,Çamlık ,Yürüyüş Yolu ve tabii denizini çok seviyorum. Öyle ki denize sırtımı dönüp oturmamak için koltuklarımı herkesten farklı yerleştirdim. Açık havalarda denizin o masmavi görüntüsü beni rahatlatır.












3.Günlük hayatta beni en çok mutlu eden şey dostlarla beraber vakit geçirmektir. Ayrıca hobilerimle uğraşmayı da severim.

4. Pek çok hobim var.Ama ayırt etmeye gelince hiçbirini ayırt edemiyorum. Ruh halime göre değişir. Başta kanaviçe işlemek,uzun süredir beni sıksa da dikiş dikmek(çünkü bu konuda mektepli değil alaylıyım,bir eğitimim yok ve dikiş dikerken müthiş döküntülüyüm) çiçeklerim ki onlarla uğraşırken kendimden geçiyorum diyebilirim. Bu aralar da mobilya boyamaya merak saldım. Kendimi geliştirmeye uğraşıyorum. (laf aramızda yaptığım masraf ve harcadığım mesaiye bakarak ortada bir şey göremeyince zaman zaman boş işlerle  uğraşıyorum diye düşünmüyor değilim.) Ayrıca şiir geceleri hazırlamak da bence hobi sayılır. Bir edebiyat kıraathanesi açabilirsek orada devam ederim artık.
5. İstediğin fotoğraf olsun da şimdi hangi köşesini ayırt edeyim ki evceğizimin?..Bir yerini göstersem diğerlerinin hatırı kalır sonra. Demek bize katlanacaksınız biraz .  Evceğizim evceğizim sen bilirsin halcağızım deyip  girişle  başlayalım o zaman:


Salonumuz


  Denize sırtımı dönmemek için şu yeşil koltukta oturuyorum. Yalnız bu ara salonumda değişiklik yapınca ayarım bozuldu. Bu eşyaları pek sevemedim. Koltuklar iyice çöktü diye değiştirdik ama ben eski kotuklarımı istiyoruuuuuuum. Ahan da altta görüldüğü gibi. İyice anladım ki alışkanlıklarımdan vaz geçemiyorum. Üstelik kaç zamandır değiştirmeye uğraşıyordum.







 
  Sence de eskilerim daha zarif değil mi Sevgi?(Diğer blog komşularımın görüşleri de memnuniyetle beklenir)

 

  Bu köşede el işi yapmayı seviyorum.



  Yeşil koltuğum bu cama bakar.


Olmazsa olmazım balkonum, begonvilli köşem ve akşam saatlerinde manzaram.





Yeşil koltuktan görünen bu manzarayı ve mutfağımın bu köşesini de seviyorum.  
                            
Oldu olacak önceki kışlardan birinde çektiğim ve evimden seyretmeyi sevdiğim şu kış videosunu da paylaşayım bari.(çok mu abarttım)

6.Başta Kur'an ı Kerim tabii ki. Kıraatı bile etkilemeye yeter. Ama kalan kısmı çok zor bu sorunun örtmeniiiim.  birbirinden ayırt edemiyorum. Eve dönmesin şimdi madem öyle çocukluğum ve genç kızlığıma damgasını vurmuş ve beni çok etkileyip yolumu çizmiş olan kitap "Çalıkuşu" diyeyim o zaman.
Şansımıza çıkan sayfadan aldığım bölüm de bu:


7.Çevreme baktığım zaman hep mucizeler görüyorum. Şu koca evren, insan,ağaçlar,deniz,bir kum tanesi...mucize değil de nedir?
8. Daha kendi ülkemi göremedim ki...Ne diyeyim? Hindistan ilginç olurdu herhalde.
9. Bana göre en büyük başarım rahat ve bilinçsiz bir ortamda yetiştiğim halde en genç çağımda tesettürlü olmaya karar vermemdir.
10. Ölmeden önce yapmak istediğim en önemli şey Allah'ın rızasını kazanabilmiş bir kul olmak. Başka ne isteyebilirim ki.


Son söz: Örtmenim ilk defa bir mim ödevi hazırladım.Ayrıntılı bir ödev hazırlamak için çok çalıştım. İnşallah başarılı olmuşumdur.









10 Aralık 2017 Pazar



     İNSAN - 2
     Bir şey yapmalıyım. Elle tutulan,gözle görülen bir şey olsun,baktıkça gönlüme hoş gelsin.
 Yakınlarımın sıkıntıları var. Biliyorum ki hayat şimdi onlara dar. Bense uzaklarda,kendi dünyamda elinden bir şey gelmemenin çaresizliğini sindirmenin gayretinde ruhuma iyi gelen   uğraşlardayım. İyi ki var bu uğraşlar. İnsanın dış dünyadan kopup beynini boşaltmasına en iyi ilaç diyebilirim.Bir de vakti iyi değerlendirebilsem. Teknikleri doğru dürüst öğrenmek de çok önemli. Buna da epey mesai harcıyorum aslında ancak öğrenecek çok şey var daha. Bu raf uzun zamandır bekliyordu. Nihayet ortaya çıkabildi. Zaman ve emek sarfettiğimiz uğraşların bizleri mutlu etmesi dileğiyle hoşça kalın.







                                 




       

                İNSAN-1
  Şu koca dünya... Hikayesi ne de zor.  Muhteşem bir tablo. Her noktasında insanı mest eden sayısız güzelikler...  Denizin,toprağın,yaprağın rengi,dağların,ovaların,deltaların gözleri şenlendirmesi...Ve acılar,acılar,acılar...Savaşlar,yokluk,   perperişan insanlar...Ve depremler,seller,afetler...Bütün bunları yaşamasa da haberdar olan insan. Nasıl huzur buluyor? Aklımda  sorular...
   Nihayet ruhum limanda. Sorularım cevap buldu kalbimde.
  Evet,insan şu uçsuz bucaksız alemde bir zerre bile değil belki ancak öyle yaratmış ki Yaratan, her insan koca bir alem. Her insan kendi dünyasında yaşıyor.  Çoklarına göre küçük olan o dünyalarda ne sevinçler ne acılar var.Zihin ve yürek sadece kendi dünyasına odaklanmış: çoluk çocuğu,ana babası,komşusu,arkadaşı,akrabası,işi gücü,kedisi köpeği, yaptığı yürüyüş,hoşlanmadığı söz,seyrettiği manzara,gönlünü eğleyen uğraşlar,baş koyduğu fikirler,geçim kaygısı...
  Ve böylece her insan koca bir dünya. Ondandır kendimizi yeryüzünde bu kadar önemli görmemiz. Halbuki şu uçsuz bucaksız alemde cürmümüz bir toz zerresi bile değil...